Barış Aktivisti Nelson Mandela

0
The following two tabs change content below.

Dilan Küpeli

Latest posts by Dilan Küpeli (see all)

11 Şubat 1990 öğleden sonra saat 4.17’de Verster Hapishanesi önünde gazetecilerin, muhabirlerin ve dünyanın dört bir tarafından gelen insanların bulunduğu kalabalık, yirmi yedi yıllık mahkûmun çıkışını bekliyordu. O güne dek hapishaneden çıkan hiç kimse bu kadar ilgi görmemişti. Ağır ve kendinden emin adımlarla hapishane kapısından dışarı çıktı. Sağ elini yumruk yaparak havada salladı. Sonunda özgürdü. İki saat sonra Afrika kıtasının en ucundaki kent olan Cape Town’daki Belediye Sarayı’ndan, dünyaya konuşurken, sesi metindi: “Hepinizi, barış, demokrasi ve özgürlük adına selamlıyorum.” Hapishane çıkışında böyle bir kalabalık ile karşılanıp onları selamlayan şahsiyet, Nelson Rolihlahla Mandela’dan başkası değildi.

Mandela Doğuyor

Mandela, 18 Temmuz 1918 yılında Güney Afrika’nın Transkei bölgesinde Qunu adlı küçük bir köyde doğdu. Babasının dört eşi ve on iki çocuğu vardı. Mandela üçüncü eş olan Nosokeni’nin 4 çocuğundan biriydi. Qunu, arıkovanı biçiminde, kamış damlı kulübelerin bulunduğu sessiz, sakin, şehirden uzak bir köydü.  Annesinin üç kulübesi vardı; bu kulübeler uyumak, yemek pişirmek, tahıl ve yiyecek depolamak için kullanılırdı. Aile bireyleri hasırlar üzerinde, yastıksız uyurdu. Hayvanları çok seven Mandela küçük yaştan itibaren ailesinin değerli, sığır ve keçilerine bakmaya başladı. Kabilesi ona ‘Madiba!’diye seslenirdi. Böyle bir ortamda büyüyen Madiba, 7 yaşında okula başladığında ailesinde okula giden ilk kişi idi. Okulda Madiba’nın ilk öğretmeni Bayan Mdingane de ona “Nelson” adını verdi.

İlkokulda çok başarılı olan Mandela, ortaokul için Fort Hare’a kaydoldu. Orada öğrencilerin yemeklerin kötü olmasından şikayetçi olmalarına rağmen, okul yönetimi tarafından bu konuda hiçbir şey yapılmaması, Mandela’nın ilk protestosunu gerçekleştirmesine ortam hazırladı. Bu protesto nedeniyle okuldan atılan Mandela, eğitimini tamamlamak için Johannesburg’a gitti.Johannesburg’da suyun ve elektriğin bulunmadığı yoksul bölgede yaşıyordu. Burada yaşayan kalabalık aileler yoksulluk ve acılar ile doluydu. O günlerde, Mandela insanların haklarını araması ve bunun için çalışması gerektiğine karar verdi. Burada eğitimini başarıyla tamamlayan Mandela, Lazer Sidelsky adlı beyaz bir avukatın yanında staj yapmaya başladı ve Sidelsky’nin de yardımıyla kendini geliştirdi.

Staj yaptığı dönemde Walter Sisulu ile tanışması, ömür boyu sürecek olan dostluğun başlangıcı oldu. Walter Sisulu daha sonraları kendisiyle birlikte Güney Afrika’nın liderlerinden biri olacaktı. Sisulu’nun kuzeni Evelyn Mase ile Mandela’yı tanıştırması 1944’te çiftin evlenmesi ile sonuçlandı.  Mandela ve Eveleyn çiftinin karşılaştığı maddi zorluklara, Afrikalı ailelerin yardımseverliği yetişti. Eveleyn’nin kızkardeşi, evinin boş bir odasını genç çifte verdi. Böylece çiftin akrabaları ile birlikte yaşadıkları mutlu, kalabalık bir yuvaları oldu.
Evelyn Mandela şöyle anlatıyor: “Kalabalık ve mutlu bir aile içinde yaşıyorduk. Nelson, çok sistemli ve güzel huyları olan bir adamdı. Sabahları erken uyanır, birkaç mil koşar, hafif bir kahvaltı eder ve işine giderdi. Aile için alışveriş yapmaktan hoşlanırdı ve ben bundan çok memnundum. Akşamları çocuklarıyla ilgilenirdi, bazı zamanlar yemek işini benden devraldığı bile olurdu.”

Witwaterstrand Üniversitesi’nde hukuk eğitimine devam ederken siyahilere yapılan ayrımcılıklardan biri olan otobüs ve servis seferlerinin az olması, Mandela’yı çok yoruyor ve zaman kaybetmesine neden oluyordu. Siyahiler için ayrılan otobüsü beklemek zorundaydı. Mandela bu zor şartlardan dolayı doktoradan vazgeçti ve müşavir avukat olmak için sınavlara çalışmaya başladı.         Dostu Walter Sisulu’nun Nelson üzerindeki ikinci büyük etkisi, O’nu Afrika Ulusal Kongresi(ANC) ile tanıştırmasıydı. Mandela bu örgütte çalışmaya başladı ve sonraları aktif olan bir grup arkadaşı ile örgütü(ANC) radikal bir kuruluş haline getirmek için çalışmaya başladılar ve 1944’de ANC Gençlik Birliği’ni kurdular. 1948 yılına geldiğinde Mandela genel sekreterliğe seçilmiş, örgüt içinde tanınan bir kişi olmuştu. Çalışmaları, zekası ve sevecenliği, onu doğal bir lider yapıyordu.

Yeni Hükümet ile Irkçılığın Artması

1948 yılında Güney Afrika’da Afrikaner Milliyetçiliği yapan parti, propaganda sürecinde ‘Apartheid’ sözünü verdiği için iktidara gelmişti. ‘Apartheid’ yaşanan ırk ayrımcılıklarının daha da artması demekti. Bu hükümet siyahi insanlara ve Asyalılara her açıdan sıkı bir şekilde ayrımcılık yapıyordu. Irkçı yasalar giderek çoğaldı, farklı gruplar arasında evlilik yasaklandı, yeni oturma yerleri ve iş alanları belirlendi ve kişiler yalnızca belirlenen yerlerde yaşamak zorunda kaldı. Üç buçuk milyon siyahi ve Asyalı evlerinden, işyerlerinden zorla sürüldü. Baskılara, ayrımcılıklara karşı ANC diğer ‘Apartheid’ karşıtı örgütler ile birlikte hareket  ediyordu. Bu sırada  Mandela ve avukat dostu Oliver Tambo’nun kurduğu şirket, Güney Afrika’nın ilk siyahî hukuk firması oldu ve yasal danışmanlığa ihtiyaç duyan seçkin siyahilere hizmet vermeye başladı.

Mandela, Mahatma Gandhi’nin direniş yönteminden etkileniyordu. Hindistan’ı kurtaran Gandhi,    şiddetsizlik yönteminin öncüsü idi.  ANC liderleri şiddet içermeme yöntemini, pasif direnişi, örgütün sarsılmaz ilkesi olarak benimsediler. Fakat bütün çabalara rağmen, yaşanan olaylar sırasında hem halk hem de polis şiddete başvurdu. Bunların  sonucunda hükümet alınan sıkı önlemler ile birlikte cezaları daha da ağırlaştırıldı. 1950’lerde siyah çocuklara aşağı tabakadan oldukları düşüncesini aşılamaya çalışıyorlar ve okulları kapatıyorlardı.

Eylül 1953’e gelindiğinde otuz beş yaşındaki Mandela’nın aktif siyasi hayatı sona ermişti. Her türlü toplantıya katılması yasaklanmıştı, buna yemek ve dans partileri de dâhildi. Mandela ve arkadaşları, tüm bu zorluklara rağmen 26-27 Haziran’da binlerce kişinin katıldığı bir toplantı düzenledi. Polisin müdahalesine karşın, Demokrat Güney Afrika’nın temellerini oluşturan özgürlük bildirisi, bu toplantıda yayınlandı. Özgürlük Bildirisi’nin maddeleri ise şöyleydi:
“-İnsanlar kendilerini yönetecekler!

-Tüm farklı ulus grupları, eşit koşullara sahip olacak!

-Halk, devletin varlığından payını alacak!

-Topraklar, üzerinde çalışan insanlara paylaştırılacak!

-Herkes yasalar önünde eşit olacak!

-Herkese iş ve güvenlik hakkı sağlanacak!

 -Öğrenme ve kültür edinme kapıları sonuna dek açılacak!

-Herkese ev, güvenlik ve refah sağlanacak!

-Her yerde dostluk ve barış olacak!

-Ülkesini ve insanlarını seven herkes, şimdi söylediklerimizi yinelesin: “Bu özgürlükler için, yaşamımız boyunca, özgürlüğümüzü elde edene değin yan yana mücadele edeceğiz.”

Halkın Irkçılık İle Mücadelesi

Özgürlük Bildirisi’nde alınan kararlar neticesinde ‘paso yasası’na karşı protesto başladı. Paso yasası siyahi insanların özgürlüklerinin elinden alınmasının belgesi durumundaydı. Paso’yu yalnızca siyahilerin paso taşıması zorunlu idi ve yanlarında pasonun olmadığı durumlarda anında tutuklanıyorlardı. Protestocular, hükümete kendilerini tutuklatmaya hazır olduklarını, pasolarını yakarak ya da evde bırakarak  gösteriyorlardı. 21 Mart 1960, Pazartesi günü Johannesburg’daki Sharpville Kalesi civarında yaşanan olaylar halk tarafından büyük tepki ile karşılandı. Bu olayda polis, silahsız halk üzerine ateş açtı ve 69 kişiyi öldürdü. Mandela ve arkadaşları işçileri protestoya çağırdı. Bu o güne kadar katılımın en yüksek olduğu protesto idi. Hükümet, şiddeti, cezaları, yasakları daha da arttırdı; bunun üzerine yasaklanan örgütler yeraltına inmeye başladılar.

Mandela ve arkadaşlarının yeni bir anayasa için yapacakları ulusal toplantı fikrini ve üç günlük protesto grevini hükümetin reddetmesi üzerine, Nelson Mandela son şansı belirledi, bu bir dönüm noktasıydı; Haziran 1961 yılında açıklandığı gibi ‘Eğer  bu ülkede vahşet önlenemiyorsa ve hükümet tüm barışçı gösterileri vahşetle yanıtlıyorsa, Afrikalı liderlerin, barış ve şiddet içermeme çağrıları yaparak dolaşmaları gerçek dışı, hatalı bir durum olurdu.’ Yani artık şiddete şiddetle karşı koyma fikrini benimsediler ve  ‘Ulusun Mızrağı’ adında bir yeraltı sabotaj programı hazırladılar. Ulusun Mızrağı’nın ilk darbesini Afrikanerlerin bir yüzyıl önce, Zuluları yenmelerini kutladıkları günde yani 16 Aralık 1961’de yaptı.  Fakat sabotajlar cana değil mala yapılıyordu. Örneğin, elektrik direkleri havaya uçuruluyordu.

Özgürlüğe  ‘Müebbet Hapis’

Daha sonra Mandela yardım toplamak amacıyla ülkeden gizlice ayrıldı. Ülkeye geri dönüşünden sonra, 5 Ağustos 1962 yılında yakalandı ve siyahileri greve özendirmek, ülkeden yasal olmayan yolları kullanarak çıkmak, sabotaj düzenleme ve vahşi devrim hazırlama suçları ile 5 yıl hapis cezasına çarptırıldı. 11 Temmuz 1963’te, aralarında Walter Sisulu’nun da bulunduğu Mandela’nın yeraltına inen arkadaşları yakalandı. Bu sırada polisin ele geçirdiği belgelere bakılarak Mandela ve arkadaşları ölüm cezasına çarptırıldı ama tüm dünyada protestoların baş göstermesi ve Mandela’nın savunması ile karar müebbet hapise çevrildi.

16 Haziran 1976’da Afrikan dilinin siyahi okullarında daha fazla kullanılması konusu gündeme gelince ülkenin her yerinde protestolar başladı. Güney Afrika’da kullanılan iki dilden biri olan Afrikaan dili, Hollanda aslından türemiş, sömürgecilerin dili idi ve siyahiler bu dili kullanmak istemiyordu, kullanılan öteki dil de İngilizce idi. Çocukların başlatmış olduğu Afrikaan diline karşı isyana ‘çocuk isyanı’ adı verildi. Polis yılın sonuna gelindiğinde çoğu çocuk olmak üzere yüzlerce kişiyi öldürdü. Artık Güney Afrika’da protestolar hiç dinmedi, protestolarla birlikte Nelson Mandela’nın adı da tekrar ön plana çıktı. Dünya ve Güney Afrika basını, Roben Adası’ndaki adamın niteliği ve gücüyle ilgili haberleri gün geçtikçe daha fazla duymaya başladı. Sürecin Mandela ve taraftarları lehine işlemesi, hükümeti Mandela ile uzlaşma çabaları aramaya sevketti. Mandela’ya bu bağlamda, şartlı bir şekilde hapishaneden çıkabileceği söylendi; fakat o bu tekliflerin hepsini reddetti. Çünkü çıkınca Apartheid’in geçerli olmasına karşı çıkanları kınamalıydı bu da ANC’yi ve onun çabalarını etkisiz hala getirmekti. Mandela şöyle diyordu ‘Ben yaşamıma sizlerden daha az değer veren biri değilim. Ama, ne doğuştan kazandığım haklarımı ne halkımın doğuştan kazanmış olduğu özgürlük hakkını satabilirim.’Mandela Güney Afrika’da ve dünyada baskı altında yaşayan halkların özgürlük simgesi olmuştu. Güney Afrika hükümeti yapılan baskılar sonucu 11 şubat günü Mandela’yı koşulsuz olarak özgür bırakılacağını söyledi.

Barışa Doğru İlk Adımlar

Verster Hapishanesi’nin önü, dünyanın her yerinden gelen yüzlerce gazeteci ile dolmuştu. Capetown’daki Belediye Binası’nın önünde toplanan kalabalık, kendilerini özgürlüğe götüreceklerine inandıkları, özgürlüklerinin simgesi olan Mandela’yı  heyecan ile bekliyorlardı. Nelson Mandela konuşmasına, barıştan, demokrasiden ve özgürlükten söz ederek başladı ve aynı kararlılığı taşıdığını şu sözleriyle belirtti: “Sözümü bitirirken, 1964 yılında mahkum olduğum zaman, söylediklerimi yinelemek istiyorum. Bu sözler, bugün için de, aynen geçerlidir; beyaz egemenliğine karşı savaştım. Siyah egemenliğine karşı da savaştım. İnsanların eşit fırsatları paylaşarak uyum içinde yaşayacakları demokrat ve özgür toplum hayalini kurdum hep. Bu benim için gerçekleştiğini görmek istediğim bir idealdir ve Tanrı, öyle uygun görürse, uğrunda ölmeye hazır olduğum bir amaçtır.” Böylece Mandela hapisten çıkışın son değil, bir başlangıç olduğunu gösteriyordu. Mandela’nın geçmişe dair en ufak bir kin, öfke taşımaması ve onlara karşı gösterdiği anlayış beyaz adamları şaşırtıyordu. Bu anlayışı ile ilgili Richard Stengel şöyle diyor: “Mandela hiç kimse hakkında kötü şeyler söylemek istemediği için onunla konuşmak bazen beni bunaltırdı. Onu idama götürmek isteyen adam için bile olumsuz söz söylemekten kaçınırdı.”

Mandela, Başkan De Klerk ile yapılan görüşmeler sonucunda ırk ayrımcılığı yasası kaldırıldı. Farklı gruplar için farklı Gelişim Yasası, Toprak Yasası, Grup Bölgeleri Yasası ve Nüfus Sınırlanması Yasası ortadan kalktı. Artık siyahlarla beyazlar eşit kabul ediliyordu. O dönem Güney Afrika dostluğun ve umudun hüküm sürdüğü dönemdi.
Bir özgürlük savaşçısı olduğu yıllarda inşa ettiği prestijini ülkede barış ve düzenin sağlanması için kullanan Mandela, Apartheid’la mücadele döneminde iki tarafın da işlediği suçların denetlenmesi amacıyla Hakikat ve Uzlaşma Komisyonu’nun kurulmasında önemli rol oynadı. Bu çalışmalar sonucunda, 1993 yılında Nobel Barış ödülüne De Klerk ile birlikte layık görüldü ve ardından 1994 yılında da ilk defa tüm halkın katıldığı bir seçimle Güney Afrika’nın ilk siyahi  başkanı olarak seçildi.

Güney Afrika’da Barış

Başkanlığı döneminde ülke ekonomik, sosyal, sağlık, spor vb birçok alanda büyük ilerlemeler kaydetmiştir.  Mandela Madiba’nın mücadelesi  çok sayıda filme, tv programına ve kitaba konu olmuştur. 2009 yılında Clinct Eastwood tarafından çekilen ‘Invictus’ isimli filmde de Mandela’nın sporun evrensel diliyle insanları kaynaştırmasını konu almıştır.Siyahi lider, 1999 yılında Afrika ülkelerinin liderleri için çok alışılmadık bir adım atarak, koltuğunu modern ekonominin gerekleriyle başa çıkma konusunda kendisinden daha başarılı olacağına inandığı genç liderlere bıraktı. Mandela’nın en yakın dostu olan politik liderlerden Cyril Ramaphosa şöyle der: “O tarihsel bir kişiliktir, bizden çok daha ileri görüşlüydü. Gelecek kuşakları düşünürdü. Bizim yaptıklarımızı nasıl değerlendireceklerini bilmek isterdi. Tarih onu haklı çıkarmıştır. Her şey onun dediği gibi gerçekleşmişti.”

Mandela, emekli olduktan sonra da sosyal projelerde çalışmaya devam etmiştir Güney Afrika, HIV virusünün en yaygın olduğu ülkelerden biridir. Kendisini AIDS salgınıyla mücadeleye adayan Mandela, bu amaç için milyonlarca dolarlık fonlar oluşturdu.  2005 yılında hayatta kalan tek oğlunu AIDS’e kurban vermesiyle, Mandela’nın mücadelesi şahsi bir boyut da kazandı.Yaşamını siyahi insanların özgürlüğüne adayan, barış gönüllüsü Mandela, dünyada en çok tanınan ve desteklenen kişi özelliğini sahiptir.  Siyahilere özgürlüğü tattıran Mandela’nın doğum günü 18 Temmuz Birleşmiş Milletler tarafından 2009 yılında “Mandela Günü” ilan edildi.

 Yazar: Dilan KÜPELİ

KAYNAKÇA

  1. Pogrund B.(1996). İnsanlık Tarihine Yön Verenler: Nelson Mandela. İstanbul: İlkkaynak Kültür ve Sanat Ürünleri Yayınevi.
  2. Stengel R.(2011).  Mandela’nın Yolu. İstanbul:Kuraldışı Yayıncılık
    http://www.nobelprize.org/nobel_prizes/peace/laureates/1993/mandela-bio.html erişim:05.12.2012
  3. Mandela N. (1986) Özgür Bir Güney Afrika İstanbul:Belge Yayınları
  4. Mandela N. (2011) Kendimle konuşmalar İstanbul:Optimist Yayınları
Paylaş

Yazar Hakkında

Cevap Yaz