Barışı Hayal Etmek

0
The following two tabs change content below.

Yasemin Yavuz

Latest posts by Yasemin Yavuz (see all)

Nitelikli konuşmacıların ufuk açıcı yorumlarıyla okuyucuyu; zor olana, yani barışın tesisi adına düşünmeye teşvik eden “Barışı Hayal Etmek”, Evrensel Kültürler Akademisi tarafından 2002 yılının Aralık ayında düzenlenen uluslararası forumda yapılan konuşmaların bir dökümü. Fransa’da düzenlenen ve iki gün süren forum için, 11 Eylül saldırıları sonrası oluşan güvensizlik ortamında kulağa belki de fantastik gelebilecek bir başlıkla harekete geçilmiş ve ciddi emek harcanmış. Nobel Barış Ödülü sahibi Akademi Başkanı Elie Wiesel’in giriş konuşmasında sorduğu soru da aslında toplantının ortaya çıkmasında etkili olan düşünceye işaret ediyor: “Niçin savaş bu denli kolay ve rahat başvurulan bir seçenek? Savaş cephesinde ölüm hüküm sürerken, barış neden gerçek bir amaç değil?”. Elie Wiesel’in yine kendi sözleriyle; savaşın, insanlığa “sürekli yeni fanteziler üretebilen ve bir yandan mezarları doldururken bir yandan da başarıdan başarıya, hatta zaferden zafere koşabilen bir esin kaynağı” olarak sunulması, sorunun tespitinde önemli bir bakış açısı ortaya koyuyor.

Forumda “barış” kavramı, bölgesel ve evrensel başlıklar altında ele alınmış. Katılımcılar arasında yer alan edebiyatçı ve filozof Umberto Eco’nun konuşması, küçük barışların kesintisiz büyük savaşların gerilimini azaltacağına yönelik pratik öneriler içeriyor. İsrailli roman yazarı Abraham Yehoshua ile beraber Filistinli Felsefe Profesörü Sari Nusseibeh de toplantının kilit isimlerinden. Zira ikisi de yıllardır süren İsrail-Filistin Sorunu’nda barışın tesisi için uzun yıllar çalışmış ve bedeller ödemiş insanlar. Cezayirli Zazi Sadou, ülkesinde insanların maruz kaldığı terörizmin boyutlarını ve devletlerin sadece kendi önemli çıkarları zarar gördüğünde terörizme karşı ortak bir tepki aldıklarını anlatıyor. Fransa’nın Sağlık ve Dışişleri eski Bakanlarından olan ve ayrıca “Sınır Tanımayan Doktorlar (Médecins Sans Frontières/Doctors Without Borders)” örgütü kurucularından Bernard Kouchner ise, gelişmiş ülkeler ve diğerleri arasındaki sağlık düzeyi ve buna bağlı olarak yaşam sürelerinin farklılığına dikkat çekerken, aynı zamanda biyoterörizm kavramı üzerinde duruyor. Toplantıda defalarca anılan Kant ve onun barışı tahayyül şekli (perpetual peace-ebedi barış), katılımcılara ilham vermiş gibi görünüyor. Kant’ın kalıcı barışın sağlanması adına madde madde ortaya koyduğu yapıcı fikirlerin, yalnızca kendi devrinin sosyal ve politik olaylarına karşı bir çözüm arayışı olarak kalmadığı ve gelecek kuşaklara ışık tuttuğu aşikâr.

11 Eylül’den yaklaşık bir sene sonra gerçekleşen forumda, beklendiği üzere siyasal İslam ve bununla ilişkilendirilmiş terörizm kavramı da gündem maddelerinden biri olmuş. Tansiyonun zaman zaman oldukça yükseldiği oturumlarda, bazı katılımcılar ile özellikle Müslüman ülkelere mensup konuşmacılar arasında, inanç ve inancı yorumlama biçimine ilişkin ayrışmalar meydana gelmiş. Bu hararetli tartışmalar, kitapta bütün detaylarıyla ve objektif bir şekilde okuyucuya sunulmuş.

“Barışı Hayal Etmek”, yaklaşık on sene önce düzenlenen bir forumun dökümü niteliğinde olsa da okuyucuya, geçen bu süreçte insanlığın dünya barışı adına ne yazık ki çok da büyük bir ilerleme kat edemediğini fark ettiriyor. Bakıldığı zaman, on sene sonra gelinen noktada insanlık; yeni savaşlar, diktatörler ve katliamlar üretmiş durumda. Öyleyse Umberto Eco’nun konuşmasını noktalarken sunduğu “Evrensel barış, ölümsüzlük arzusu gibidir.” önermesi doğruyu mu yansıtıyor? Bizim “barış” olarak algıladığımız durum, yalnızca husumetin yokluğunu mu ifade ediyor?

Yazar: Yasemin Yavuz

yaseminyavuz@gbi.org.tr

Paylaş

Yazar Hakkında

Cevap Yaz