Çin Rüyasının İncisi “PEKİN”

0
The following two tabs change content below.

Bedii Gürcan

Latest posts by Bedii Gürcan (see all)

“Siz doğunun en batısı, biz de doğunun en doğusuyuz. Her ne kadar iki millet iki ayrı uçta yaşasa da, ortak tarihi kökenimiz var. Bu da biz Çinlilerin sizinle olan ortak yönümüz” demişti bir hocam. Çin’in en ünlü tarihçilerinden birisi kendisi. İstanbul’a hayran kalmıştı. Beklediğinden öte bir İstanbul bulmuştu. Türkiye’yi ve Türkiye insanını çok sevmişti. Bu da onu Çinliler ve Türklerin ortak özelliklerini bulmaya, daha doğrusu aramaya sevk etti. İşte o zaman bir kere daha fark ettim ki, bizler, Çin’i ve Çinlileri tanımıyoruz. Amerikalılar ve Avrupalılar, yıllar önce buralara gelmiş ve burayı çok iyi analiz etmişler.

Çin öyle sanıldığı gibi ‘kapalı bir kutu’ falan değil. McDonald’slar, Starbucks’lar, Burger King’ler ve dahası… Hepsi burada pazardan belli bir almış. Çin dışarıdan göründüğü gibi ürkütücü de değil. Çok sıcakkanlı bir halkı,  kendine has bir yönetim sistemi var. Elbette ki burada bir ‘Çin güzellemesi’ yapacak değilim. Çin’i ne kadar ‘tanımadığımızı’ göstermek istiyorum sadece. O zaman gelin, Çin’in kalbini, Pekin’i tanıyalım. Binlerce yıllık bu medeniyetin Pekin’deki yansımasına bir göz atalım.

Pekin, yüzyıllarca Çin’deki birçok hanedanlığa başkentlik yapmış bir şehir. Şehrin tarihi dokusu ve insanının medeniliği, burayı tam bir kültür şehri yapmış. “Şehrin dört bir tarafı tarih kokuyor” desek herhalde abartmış olmayız.

Bugün de Çin Halk Cumhuriyeti’nin Başkenti olan Pekin,  Shanghai’dan sonra Çin’in en büyük ikinci metropolitan şehridir. Çin’in eyaletli yönetim sisteminde, doğrudan bir “belediye” olarak sınıflandırılan birkaç şehirden biridir. Çin’in ekonomisinde Şanghay kadar etkisi olmayan Pekin daha çok, Çin’in eğitim, kültür ve siyaset merkezidir. Pekin’in son yıllarda göze çarpan en önemli özelliği ise, 2008 Yaz Olimpiyatları’na ev sahipliği yapmış olmasıdır. Burada 2008 Olimpiyatları’nın Pekin üzerindeki etkisinden bahsetmeden geçmek de olmaz. Olimpiyatlar, Pekin’in son yıllardaki gelişiminde çok büyük rol oynadı. Pekin’in adeta dünya siyasetinde bir denge unsuru olmasına katkı sağladı. Şehrin altyapısını da tümüyle etkileyen Olimpiyatlar, Pekin’de muazzam bir değişikliğe ve gelişime vesile oldu. Yani Çin’in kapalı bir kutu olmadığını Pekin böylelikle tüm dünyaya göstermiş oldu.

Pekin’in Çincesi 北京 (Beijing)’dir. “Bei” kuzey, “jing” ise şehir manasındadır. Kökü Milattan önceki yüzyıllara dayanan şehirle ilgili olarak tarihi belgeler, şehrin bugünkü yapısının genel olarak 15. Yüzyıldan itibaren şekillendiğini ifade ediyor. Fakat bugünkü metropolitan yapı ise 1959 yılında inşa edilmeye başlanmış. Her ne kadar ansiklopedik bir bilgi olmasa da, bir hocamın şehrin şimdiki dokusuyla alakalı bize anlattığı bir anekdotu aktarmak istiyorum: 1959 yılında çiçeği burnunda Çin Halk Cumhuriyeti, yapılan bazı devrimlerle sosyalist büyümesine devam etmektedir. Sıra Pekin’in şehir yapısına gelince, o konuda uzman olan iki kişi ön plana çıkmaktadır. Birisi Avrupa’nın şehir yapısına hâkim bir profesör, diğeri ise Sovyetler Birliği etkisindeki bir diğer profesördür. Çin’in o zamanki yöneticileri, kendilerini Sovyetlere daha yakın hissettiklerinden dolayı, Sovyetler tarzını benimseyen profesörü, şehrin kemik yapısını inşa etmek için görevlendirmişlerdir. Bugün şehir 4 büyük ringten yani çevre yolundan oluşmaktadır. Şehri 4 büyük halkayla saran bu şekil, Pekin’i çok düzenli bir şehir haline getirmiştir.

Şehrin bu hızlı gelişimi elbette ki yanında birçok problem getirdi. Pekin, yoğun trafik, düşük hava kalitesi, tarihi semtlerin yok olması ve ülkenin daha az gelişmiş bölgelerinden gelen göç dalgasıyla karşı karşıya kaldı. Bu yüzden Pekin’li bir Çinli değilseniz, Pekin’de yaşayabilmeniz için çeşitli şartları haiz olmanız gerekmekte. Pekin’de yaşayabilmek için şartlarınızın “Pekin şehrinde kalabilme yasası” diyebileceğimiz yasaya uygun olması gerekiyor. Tabii ki hukuki açıdan bu durum ülke içerisinde tartışılıyor fakat ülke gerçekleri böyle bir yasanın çıkmasını neredeyse zorunlu hale getiriyor.

Pekin’de daireler pahalı mı?

Pekin metrekare başına düşen para miktarında dünyanın en pahalı şehirlerinden biri diyebiliriz. Örnek verecek olursam, bir arkadaşım kiralık bir evde yaşıyor ve aylık kira için verdiği ücret 4000 TL. Arkadaşımın dairesi 3 oda ve bir salon olarak yaklaşık 124 metrekare. Bu durum gerçekten Pekin’deki daire fiyatları hakkında size aşağı yukarı bir fiyat verebilir.

Bu arada buradaki hava kirliliğinden bahsetmeden geçmek istemiyorum. Pekin’de hava çok kirli. Hatta bazen kritik durumlarda gerekli makamlar tüm vatandaşların cep telefonlarına bu konuda uyarı mesajı atabiliyorlar. Hava kirliliğinden etkilenmeyi önlemek için üretilen maskeyi kullanan insanların sayısı azımsanamayacak kadar fazla.

Ve tabii ki trafik… Pekin’in trafik sorunu İstanbul’u aratmıyor. Burada araba sayısı o kadar fazla ki, belediye yönetimi her gün çıkacak plakaların sayılarını bile belirlemiş. Örneğin bir gün sonu tek haneli arabalar çıkarken diğer bir gün çift haneliler çıkabiliyor. Hatta bazen spesifik numaralara kadar dahi etkisi olabiliyor. Örneğin Pazartesi sonu 1,3,5 çıkıyor ise Salı 2,4,6 olan trafiğe çıkıyor. Fakat buna rağmen şehirde trafik çok önemli bir sorun teşkil ediyor. Üstüne üstlük Pekin’de her geçen yıl araba satışlarının arttığı da her fırsatta uzmanlar tarafından dile getiriliyor.

Yine de Pekin yönetimi bu sorunu çözmek için elinden geleni yapıyor. Her sene şehrin metro ağı kat kat büyüyor. Şu an irili ufaklı toplam 15 metro hattı var ve bu ağ sürekli genişletiliyor. Öte yandan yer şekilleri bakımından engebesi çok az olan Pekin’de “bisiklet yolu” olmayan yer yok denebilecek kadar az. O yüzden bu şehirde milyonlarca bisiklet ve elektrikli bisiklet var. Dolayısıyla trafiğin bir diğer kısmını da bu durum yani bisikletler oluşturuyor. Kısacası söylemek gerekirse Pekin’de her türlü trafik sorunu gelip sizi bulabilir. Bu konuda bana en ilginç gelen şey ise 80’li yaşlardaki insanların dahi bisiklet sürmesi. Yani arabalar, bisikletler, insanlar, bu şehirde tam bir hareketlilik hakim. Her yaştan insan koşuşturuyor.

1990’lı yıllarda Pekin’e gelenlerle konuştuğum zaman onlar, eskiden yabancıların daha çok dikkat çektiğini söylüyor. Şimdilerde ise yabancı olmak eskiye nazaran daha sıradan bir hal almış Pekin’de. Fakat yine de burada Pekinlilerin sıcakkanlılığından bahsetmeden geçmememiz lazım. Pekin insanı çok sıcakkanlı, yardımsever ve konuşkan. Her türlü tabakadan insan sizi saatlerce soru yağmuruna tutabilir; okuldaki profesör, kafedeki kasiyer, taksiciler ve aklınıza gelebilecek her tabakadan insan. Pekin, yukarıda da bahsettiğim gibi, ülkenin siyaset, kültür ve eğitim merkezi, o yüzden Pekinliler “kültürel birikimler”ine toz kondurmuyolar. Bu yüzden (Çin’in en büyük şehri) Şanghaylılar Pekinlilerin modayı ve ekonomiyi çok takip etmemelerini, daha doğrusu “modern” olmamalarını eleştirirken Pekinliler bu durumu pek dikkate almıyorlar ve Çin’in en büyük entelektüel kaynağı olmakla gurur duyuyorlar.

Pekin’de Damak Tadı

Evet, insanından bahsetmişken Pekin’in yemeklerine de değinmek lazım. Eğer, “ben her şeyi yerim arkadaş!” diyorsanız Pekin sizin için büyük nimet. Gerçi Çin’in güneyi kadar olmasa da Pekin’de de orijinal Çin yemekleri bulabilirsiniz. Örneğin, tabelasında eşek resmi olan lokantalar görebilirsiniz. Hatta bazı yerlerde köpek resmi olan lokantalar dahi var. Ama dediğim gibi, güneydeki kadar yaygın değil. Pekin’in en meşhur lezzeti ise, “Pekin Ördeği”. Pekin Ördeği, ördeğin çeşitli soslarla ve özel tariflerle kızartılmış halidir. Eğer arzu ederseniz, kızartılmış tarafının dışında kalan et ve kemiklerle yapılan çorbasını da içebilirsiniz. Açıkça itiraf etmem gerekir ki, kendimi yeni tatlarla kolay kolay yüzleştiremeyen biri olarak ben, Pekin Ördeği’ni çok sevdim. Özellikle kızartılmış et için hazırlanan küçük lavaşı ve soslarıyla Pekin Ördeği damağınızda unutamayacağınız bir tat bırakıyor. Eğer içiniz almıyor ve her şeyi yiyemiyorsanız, Pekin’de yine aç kalmazsınız. Zira şehirde, ülkenin çeşitli yerlerinden gelmiş birçok müslümanın açtığı lokantalarda yemek yiyebilirsiniz. Bu tarz lokantaların sayısı az da değil. Önemli olan, yanınızda Pekin’i tanıyan birisinin olması…

Turistik Yerler

Her yerde olduğu gibi, şehir turuna “merkez”den başlamak lazım. Bu yüzden dünyanın en büyük meydanı olan Tiananmen Meydanı’ndan başlayalım. Tiananmen Meydanı ve çevresi, Pekin’in merkezi olarak kabul ediliyor. Meydanın çevresinde, Ulusal Halk Kongresi (Meclisi), müzeler ve Çin tarihinde çok önemli bir yere sahip olan “Yasak Şehir” var.

Yasak Şehir

Tiananmen Meydanı’nın hemen yanında olan bu saray, zamanında birçok imparatorluğa ev sahipliği yapmış ve halktan hiçbir kimse 500 yıl boyunca giremediği için Yasak Şehir adını almış. Şimdi bu sarayın girişindeki duvarda ülkenin efsanevi lideri Mao’nun resimleriyle birlikte binlerce turisti ağırlamakta.1406 ve 1420 tarihleri arasında inşa edilen bu saray, yaklaşık 720.000 m²’lik bir alana yayılmıştır ve 8.707 odalı 980 yapıdan oluşmaktadır. Yasak şehir 1987 yılında Dünya Kültür Mirası listesine eklenmiş ve UNESCO tarafından dünyada korunmuş en geniş antik ahşap yapılar bütünü olarak tescillenmiştir.

Zamanında bu sarayın içerisinde Çin’in son 500 yıllık tarihini resmeden eserler varken 1947 yılında bu resimler, Çin-Japon savaşı nedeniyle Kıta Çin’i (anakara) içerisinde şehirden şehre taşındıktan sonra, en son Tayvan’daki Taipei şehrine götürülmüş ve burada Milli Saray Müzesi‘ne yerleştirilmiştir.

Yasak Şehir, dünyada şu ana kadar var olan en geniş saray kompleksidir ve 72 hektarlık bir alanı kaplar. Kuzey ve güneyi, iç ve dış saray olarak ikiye ayrılır. Planlaması çok düzenli ve ince hesaplarla yapılmıştır. Burada asıl bahsedilen Yasak Şehir, iç saray içerisinde kalan bölümdür ve kuzey tarafta kalmaktadır.

Yasak Şehir’in bir diğer ilginç özelliği ise simetrik olarak inşa edilmesidir. Yasak şehri ortadan ikiye ayırdığınızda, iki parça içerisindeki konutların ve mekânların hepsinin aynı ebatlarda inşa edildiğini görüyoruz.Eski bir inanışa göre kuzey, kötülüğün kaynağı olarak görüldüğü için, sarayın tüm pencere ve kapıları güneye bakmaktadır. İşin ilginç tarafı ise, sadece gözden düşmüş ve kötü olarak görülen cariyelerin kapı ve pencereleri kuzeye bakıyormuş. Yasak Şehrin Çin halkı ve yönetimi açısından önemi çok büyüktür. Hatta bu yüzden Çin’de cumhuriyet, Yasak Şehir’in tam karşısında bulunan Tiananmen Meydanı’nda ilan edilmiş.

Wangfujing

Yasak Şehir’e 500 metre mesafe uzaklıkta olan, Pekin’in “İstiklâl Caddesi” diyebileceğimiz bir yer Wangfujing. 30 yıldır o caddede birbirinden ilginç yiyeceklerin bulunduğu “yemek sokağı” kuruluyor. Akşamları birçok misafir ağırlayan bu cadde, turistlerin ise uğrak noktası. Özellikle turistlerin midelerini zorlayan görüntülere sahip bir cadde burası… Caddenin büyük bir bölümü trafiğe kapalı… Önceleri prenslerin konaklarının bulunduğu yer olan Wangfujing, şimdilerde Hilton, Armani gibi markaların tesirinde kalmış. Çevresi ise gökdelenlerle dolu. Işıklandırması ve binaların dışındaki ekranlar ise New York sokaklarını aratmıyor. Tabii ki “akla ziyan” yiyecekler var burada. Türkiye’deki çöp şişlerin burada çeşitli küçük hayvanlarla kullanıldığını görünce bir garip hissediyor insan kendini. Bazıları hâlâ canlı olan akrepler, çekirgeler, denizyıldızları, yılan, ahtapot, yani kısacası ne ararsanız dizilmiş o çöpşişlere… Bir de onların kızartılmış halleri… Akrep kızartması, ahtapot salatası… Hatta bir keresinde bir tezgâhta farklı renkte etler dikkatimi çekmişti. Tezgâhtara sorduğumda oradaki etlerin kedi, köpek, at, inek, koyun, sincap gibi hayvanların eti olduğunu söylemişti. Kızartılmayı bekliyordu o etler. Açıkçası Pekinliler de çok alışkın değil bu manzaraya. Çünkü böcek tarzındaki yiyecekleri daha çok güneydeki Çinliler yiyorlar. O yüzden Pekinliler bu konuda daha masum diyebiliriz.

Çin Seddi

Pekin’e gelip de Çin Seddi’ne gitmemek olmaz. Ansiklopedik bilgilere göre, Çin Seddi, Çin‘in kuzeybatısı boyunca uzanır. Dünyanın en uzun savunma duvarıdır. Kalıntıları Po Hay körfezinde deniz kıyısında başlar, Pekin’in kuzeyinden geçerek batıya yönelir ve Huang-Ho nehrini ikiye bölerek güneybatıya uzanır. Gobi Çölü‘nün güneyinden batıya yönelerek devam eder. 1986 yılında UNESCO Dünya Mirasları listesine eklenen Çin Seddi’nin toplam uzunluğu, Çin Halk Cumhuriyeti Devlet Kültürel Miraslar İdaresi ile Devlet Ölçme ve Haritalama Dairesi’nin 18 Nisan 2009 tarihli açıklamasına göre 8.851,8 kilometredir. (Wikipedia, Çin Seddi) Bu arada şunu da söylemek istiyorum ki Çin Seddi, elbette uzaydan görülemez, bu sadece bir efsanedir. Ülkemizde birçok insan hâlâ bunu o şekilde biliyorken bu efsaneyi Çinlilerde neredeyse hiç duymamam bana çok ilginç geliyor.

Çin Seddi Türklerden korunmak için mi yapıldı?

Çin Seddi’nin yapımı M.Ö 400’lü yıllara dayanıyor. Yani yapımı bin küsur yıl sürüyor. Çin Seddi’ni sadece bir hanedanlık yapmamış. Her hanedanlık veya her Çin Devleti, kendi zamanının gerekliliklerine göre sedde ekleme yapmış. Ama tarihsel arka planına baktığımız zamana şunu diyebiliriz ki, M.Ö 400’lü yıllarda 7 farklı büyük beylikten oluşan Çin topraklarında, bu beylikler arasındaki mücadele çok çetin geçiyordu. O yüzden bu beyliklerden bazıları tehlikelerden korunmak için büyükçe bir set yapmaya karar verdi. Ve her hanedanlık, gerek kültürel, gerek siyasi, gerek askeri ve sosyal nedenlerle bu sedde ekleme yaptı. Tarihçiler seddin yapılması için birçok nedeni öne sürüyor. Ama bunlardan en çok öne çıkanları ise şöyle: Ülkenin sınırlarını başta Moğollar olmak üzere kuzeyden Çin’e karşı Türk boylarının saldırısına karşı savunmak, uzun savaşlar sonunda yıktığı beyliklerin esir düşen yöneticilerini sürgün ve ağır işe sürerek cezalandırmak, ülkeden kaçışları önlemek ve ülkenin tek yönetim altında birleştiğini içeriye ve dışarıya göstermek.

Yazlık Saray

Çin tarihine bakıldığında parklar imparatorun ve halkın parkları (bahçeleri) olarak ikiye ayrılmaktdır. Yazlık Saray ise Çin’in başkenti Beijing’in kuzeybatı kesiminde yer alıyor ve 290 hektar genişliğinde bir alanda kurulan bu sarayın yüzölçümü, dünyanın en büyük meydanı olan Tiananmen Meydanı’nın 7 katına eşittir. Bu saray, yaz aylarında imparatorun dinlendiği ve vaktinin birçoğunu burada geçirdiği bir bahçe gibi kullanılmaktadır.

Yazlık Saray, ülkenin en iyi korunan ve en büyük imparatorluk bahçesi ya da parkı olarak kabul ediliyor. Çin’in çeşitli hanedanlarının bahçecilik sanatlarının özelliklerini yansıtan bu saray, Çin’in ve yabancı ülkelerin sanat tarihinde çok önemli bir yer tutuyor. Bu yüzden Yazlık Saray 1998 yılında “Dünya Mirasları Listesi”ne girdi. Yazlık Saray’ın ilginç bir özelliği var; Çin’deki tüm güzel manzaralar bu sarayda toplanır, böylece tüm Çin topraklarının dönemin imparatoruna ait olduğu düşüncesi yansıtılır.

Aslında bu Saray, 1749 yılındaki Çin imparatorunun annesinin doğum günü için yaptırdığı bir saraydır. İmparator, sarayın inşa edildiği yerdeki gölü genişletmiş ve gölden çıkan toprakla bir tepe yaptırmıştır. O yüzden bu saray, yapay gölü (Kunming Gölü) ve sonradan yapılan tepesiyle (Wan Shoushan Tepesi) dünyadaki diğer saraylardan farklı bir estetiğe sahiptir. Çünkü Çin tarihinde imparatorlar, kullandıkları yazlık sarayların “doğa ve sanat”la iç içe olmasını istemişlerdir.

Yazlık Saray sadece bahsettiğimiz göl ve tepeden oluşmuyor. Bunun yanında Yazlık Saray’ın “Saraylar Bölgesi” de var.  Yazlık Saray’da gölün genişliği toplam alanın dörtte üçünü teşkil ediyor. Sarayda “pagoda”lar, opera odaları ve köşkler dahil 3000’den fazla oda bulunuyor. Yüksekliği 50 metreden fazla olan Wanshou Tepesi ve Yazlık Saray mimarisindeki yapılar, Yasak Şehir’de olduğu gibi kuzeyden güneye inen bir çizgiyle sıralanırlar. Tepede, 41 metre yüksekliğindeki Fo Xiangge Kulesi vardır ve bu kule Yazlık Saray’ın simgesi olarak kabul edilir.

Yazlık Saray’da Wanshou tepesine bağlanan bir koridor vardır. 728 metre uzunluğundaki bu koridor dünyanın en uzun klasik Çin koridorudur. Koridor ilk bahar, yaz, son bahar ve kış olmak üzere 4 bölümden oluşmaktadır. Her bölüm arasında birer kulübe vardır. Ahşap üzerine yapılmış koridor boyunca klasik Çin resimlerinin sayısı 30 binden fazladır. Bu yüzden Yazlık Saray, Çin mimarisinin çok önemli temsilcilerinden bir tanesidir.

Cennet Tapınağı (Tiantan)

Cennet Tapınağı, Pekin’deki tarihsel ve dinsel yapıların başında gelir. Çin’de bulunan ve kökleri çok eskiye uzanan bir inanca göre cennet küre yer ise kare biçimindedir. Bu yüzden Cennet Tapınağı, bu inancı somutlaştıran geometrik planıyla, Çin mimarisinin en başarılı örneklerinden biri olarak görkemli bir yapıya sahiptir. Qi Nian Dian (Bereketli Hasat İçin Dua Binası), Huang Qiong Yu (İmparatorluk Cennet Tonozu) ve Huan Chui Tan (Dairesel Tepe Sunağı) bu yapı içinde yer alır. Pekin’de bulunan birçok eski yapı gibi Cennet Tapınağı’da UNESCO Dünya Kültür Mirası listesine alınmıştır. Çin’in antik tarihinin en büyük yapısı olarak kabul edilen tapınak, 1918 yılından itibaren “park” olarak adlandırılmış ve kapılarını halka açmıştır. Yapımı 1420 yılında tamamlanan tapınağın inşası yaklaşık 18 yıl sürmüştür.

Çin’in Qing ve Ming hanedanlarının imparatorları tarafından önemli günlerde ziyaret edilen bu tapınak, dünyada önemi büyük olan Taoist tapınaklardan biri olarak kabul edilmektedir.

Bedii Gürcan

Paylaş

Yazar Hakkında

Cevap Yaz