Kuzey İrlanda Barış Süreci

0
The following two tabs change content below.

Nilüfer Yavuz

Latest posts by Nilüfer Yavuz (see all)

Yakın tarihte, günümüz toplumlarınca, demokrasi, özgürlükler ve daha birçok açıdan örnek alınan Birleşik Krallık’ taki, 2bin’ den fazla sivilin hayatını kaybettiği, 36bin’ i aşkın insanın yaralandığı, 10bin’ e yakın bombalamanın meydana geldiği olaylar zinciri ele alındığında, bu ağır tabloya sebebiyet veren terör sorununa yönelik nasıl bir çözüm yolu izlenildiğinin araştırılmasının gerekliliği aşikârdır. Terörizm; “önceden belirlenmiş amaçlarına ulaşmak için, sistematik olarak şiddete başvuran bir örgütlenmiş grup ya da partinin kullandığı yöntem” olarak tanımlanmaktadır.i Önceden belirlenen bu amaçlardan biri de bağımsızlık sağlamaktır. Bağımsızlık adına paramiliter olarak ortaya çıkmış irili ufaklı pek çok örgüt vardır.(Paramiliter: Orduya benzeyen ama bir ülkenin resmi ordusu olmayan güçler; düzensiz ordu; orduya yardımcı güçler.ii) Bu örgütlerden birisi olan IRA’nın kuruluşunun 1916 Paskalya İsyanı’na denk geldiği söylense de, örgütün alt yapısının oluşum sürecinin bundan çok öncesine dayandığı konusunda ortak bir görüş hakimdir. Yakın zamanda örgütün silah bırakma kararı alması ile sorunun ana hatlarıyla çözülmesi, birçok ülkenin ortak problemi olan “terör örgütleri” ile barış yoluna gidilmesi adına umut verici bir gelişme olarak gösterilmektedir. Geçmişte yaşanan benzer tecrübelerin doğru değerlendirilip, bunların devletlerin toplum yapılarına uygun olarak yorumlanması, ileride atılacak adımlar açısından son derece belirleyici olduğu için, bu süreç incelenmeye değer bir nitelik taşımaktadır. Bu makalede, Kuzey İrlanda’nın barış sürecinde, ilk olarak problemin ortaya çıkış nedenleri, ardından, yaşanan gelişmeler, son olarak da barış adına atılan adımlar, kademeli bir şekilde ele alınacaktır.

Problemin Ortaya Çıkış Nedenleri

Kuzey İrlanda sorununun kaynağı 12. Yüzyıla kadar dayanır. İngilizlerin İrlanda topraklarına yerleşmeye başlamasıyla bölge üzerinde kurulacak İngiliz hâkimiyetinin tohumları atılmış olur. Bu işgalin öncesinde dahi İngiliz asıllı Papa IV. Adrian, çıkarttığı bir Papalık Kanunu ile İrlanda Kilisesi’ni doğrudan papalığa bağlama amacıyla İngiltere Kralı II. Henry’ e İrlanda’yı istila etme yetkisini vermiştir. Bu yetki her ne kadar çeşitli nedenlerle kullanılamasa da, İngiltere’nin yakaladığı her fırsatta İrlanda topraklarına girmeyi meşrulaştırmasına dayanak teşkil etmektedir.iii 12.yüzyıl sonrasında iyiden iyiye artan etkileşimler, İngiltere’nin yerleştirme politikalarıyla devam etmiştir. Çeşitli dönemlerde gerçekleşen yoğun göçlerle ada İngilizleştirilmeye çalışılmıştır. Plantasyon adını verdikleri bu sistemi, pek çok yerleşim yerine uygulasalar da çoğunlukla kuzeyde bulunan şehirleri tercih etmişlerdir.iv İrlanda adasının üst kısımlarına (Ulster Bölgesi) yerleşen İngilizlerin, burada nüfus çoğunluğunu elde etmesiyle çeşitli ayrımcı politikalar baş göstermiştir. 19. Yüzyılın başlarına kadar sürdürülen uygulamaların bir örneği İrlandalıların topraklarına İngilizler tarafından el konulmasıdır. İrlandalılara öğretmenlik yaptırmamak, yine İrlandalı aileleri adadan sürerek adayı İngilizleştirmek gibi pek çok ayrımcı faaliyet gösterilmiş, bu politikalara karşı gelenler ise susturulmuştur. Tüm bu uğraşlar sonucunda, hedeflerine de 1801’de İrlanda adasının İngiltere’yle birleşmesi ile ulaşmışlardır. Fransız İhtilali sonrasında ortaya çıkan milliyetçilik akımının etkileri henüz çok tazeyken gerçekleşen bu birleşme ise daha en başından bağımsızlık ve özerklik talepleriyle karşı karşıya kalmıştır.

İrlanda- İngiltere arasındaki çatışmanın bir diğer önemli nedeni ise mezhep farklılığıdır. İngiltere’de Protestanlığın 16.yy da kabulünden sonra, Katolik mezhebine bağlı olmayı sürdüren İrlandalılar çeşitli mezhepsel yaptırımlara maruz kaldı. İngilizler adadaki İngiliz nüfusu arttırarak ve adadaki İrlandalı popülasyonu Protestanlaştırarak; çoğunluğu elde etmeye çalışıyorlardı. Protestan İngiliz ve İskoçların yerleştirilmesiyle çeşitli koloniler kuruldu. Uzun bir zaman dilimine yayılan bu göçler Katoliklerin zamanla ikinci sınıf insan muamelesi görmesi sonucunu doğurdu. Çünkü İrlanda’ya göç edenler, bulundukları yerin aristokrasisini oluşturma çabasındaydılar. Muhtelif dönemlerde çıkan ayaklanmalar bir şekilde bastırılsa da 1690 yılında Katolik İngiliz kralı James ile Kralın Protestan olan yeğeni William arasında büyük bir savaş çıktı. Muharebenin Protestanlarca kazanılması, bundan sonra var olacak olan Protestan hâkimiyetinin temellerini atmış oldu. Uzun yıllar devam eden baskılar sonucu İrlandalılar, İngiltere’nin sömürgesi halini almaya başladı. Ekonomik bunalımlar ve büyük kıtlıklar geçirmelerinde de bir tarım ülkesi olarak bırakılmalarının etkisi büyüktü. Fransız İhtilali sonrasında tekrar büyük bir ayaklanma olmasına rağmen, öncesinde İskoçya ile birleşip Birleşik Krallık adını alan İngiltere’nin çok güçlenmesi, ayaklanmanın kanlı bir şekilde bastırılmasıyla İrlanda, 1801 Birlik Antlaşması sonucu Birleşik Krallığın içine dahil olmuş oldu.

İrlanda’nın Ayrılma Süreci ve IRA’nın Ortaya Çıkışı

Kuzey İrlanda’da ortaya çıkan çatışmanın nedeni ortaya konulduktan sonra, 1801 sonrası Birleşik Krallık’ ın içine dahil olan İrlanda’nın tekrar ayrılma sürecinin incelenmesi gerekmektedir. İrlanda’ nın İngiltere boyunduruğu altına girmesi, ortaya çıkan ulus devlet süreci içinde çatışmacı duyguları harekete geçirmiştir. Her ne kadar Birleşik Krallık’ ın kurulmasındaki bir amaç da “İrlandalı Katoliklerin dinî özgürlüklerinin tanınması” olsa da İrlandalılar ne yazık ki izlenen politikaların mağduru olmuşlardır. Tüm siyasi baskıların yanında 1845-1852 yılları arasında “İrlanda Patates Kıtlığı” adı verilen büyük bir felaket yaşanması isev 1 milyon insanın hayatını kaybetmesi ve 1 milyonunun da göç etmesiyle sonuçlanmıştır. Nüfusun %25’ e yakın oranda azalmasıylavi, İngilizlerin bölgedeki etkinliklerini arttırması ise bu dönemde İrlanda Gaelcesi’ nin eğitimde ve pek çok alanda yerini seri bir şekilde İngilizce’ ye bırakmasıyla anlaşılabilir. Bu ve bunun gibi pek çok baskıcı politika, birleşmeye başından beri karşı olan İrlandalıları bir çözüm arayışına sevk etmiştir. Bu nedenle 1870’lerden sonra, kendi kendini yönetme talebi ile İngiliz siyasetinde aktif olarak yer almaya başlamışlardır. Bu süreçte devam eden mezhepsel ayrımcı muameleler, ekonomik zorluklar ve geri kalmışlık, bağımsızlık arzusunda olan İrlandalılar için motivasyonu arttırıcı etkenler olarak gösterilebilirvii. Tüm bu etkenlerin sonucu olarak 1905’te Sinn Fein(Biz Kendimiz) adlı milliyetçi İrlanda partisi kurulmuştur. Kuruluşu öncesi ve sonrasında sunulan pek çok taslağın geri çevrilmesi elbette ki İrlandalılar adına umut kırıcıydı. Ancak ülkede meydana gelecek olan ayrılığın sinyallerinden bir diğeri de İrlanda cumhuriyeti için mücadele verilmeye başlandığında “vatanı böldürmeme” uğruna şiddet uygulama kararı alan Protestanların tutumuydu. İleride tekrar değinilecek olan Paskalya İsyanı vb. karşı duruşlar İngiltere’nin sunulan taslaklara karşı olan katı tutumundan vazgeçmesiyle sonuçlandı. Özellikle Katolik çoğunluklu Güney İrlanda’nın taviz vermeyi kesinlikle reddetmesi, I. Dünya Savaşı’yla oluşan kaos ortamının farkında olan İngiliz başbakanı Lloyd George’un İrlandalı yurtseverlerle görüşmesiyle sonuçlandı. Görüşme sonucunda yapılan anlaşmayla Güney İrlanda uygulamada İrlanda Bağımsız Devleti adıyla bağımsızlığını kazandı (6 Aralık 1921, İngiltere-İrlanda Anlaşması). Kuzey İrlanda ise Birleşik Krallık’a bağlı kaldı.viii

1916 yılının Paskalyası, Dublin kenti adına oldukça hareketli geçmiştir. İrlanda Gönüllülerinin kentin önemli binalarını işgal etmesi sonrası 1 hafta süreyle verdiği mücadele, liderlerinin infazıyla sonuçlanmıştır. İrlandalılar adına bir kahramanlık öyküsüne dönüşen bu olayın IRA’nın kuruluş tarihi olarak belirtilmesi de bir tesadüf olarak görülemez. 5 yıl sonra yaşanan ayrılma, mevcut sorunlara bir çözüm olma ümidi taşımasına rağmen, beklenenin aksi bir şekilde şiddetin artmasıyla sonuçlanmıştır.ix İrlanda adasındaki 26 şehrin İrlanda’ya, 6’sının ise Birleşik Krallığa bağlanmasıyla, IRA’nın, daima Büyük Britanya topraklarında kalan bu altı şehir üzerinde hâkimiyet kurma çabası içinde olduğu görülmektedir. Öte yandan Protestanlar, Katoliklerin Kuzey İrlanda’da belli bir çoğunluğa sahip olup temsil edilmelerini istemiyorlardı. Bu yüzden çeşitli iskan politikalarıyla bir arada oturmalarını engellediler. Olayların sokak kavgaları, karşılıklı ev yıkmalara kadar gitmesi, ciddiyeti gösterir nitelikteydi. Tüm bu yaşananlar ise güvenlik tedbirlerinin daha da arttırılması gerekliliğini ortaya çıkardı ve Büyük Britanya, 1969’da Kuzey İrlanda’daki olayları bastırmak üzere asker sevketmeye başladı.x Bu sevkiyatın amacının “Katolikleri koruma” adı altında olması, birliklerin coşkuyla karşılanması sonucunu doğurmuştur ancak IRA gelen silahlı güçleri işgalci olarak nitelendiriyordu. Kuzey İrlanda’da temel hak ve özgürlükler adına yapılan protestoların sayısında büyük oranda artış olurken IRA’nın yeni eleman kazanmada güçlük yaşadığı gözlemlenmekteydi. Ancak 1969 yılından itibaren bu durum tam tersi yönde bir değişime uğramıştır. Terörle mücadele amacıyla İngiliz ordusunun yaptığı insan hakları ihlalleri, işkence iddiaları vb. olumsuzluklar aslında IRA için bulunmaz bir fırsat olmuş ve örgüt yeni elemanları bünyesine katmıştır. 30 Ocak 1972 Pazar günü Katoliklerin İnsan Hakları ve Özgürlük adına yaptığı yürüyüşü ordunun açtığı ateş 13 sivil Katolik İrlandalının ölümüyle sonuçlanmıştır. İrlandalılar tarafından Kanlı Pazar (Bloody Sunday) olarak tanımlanan bu günde meydana gelen olaylar IRA için “yeniden doğuş” etkisi yaratmıştır.xi 1979 sonrası muhafazakâr parti lideri dönemin başbakanı Margaret Thatcher’e suikast girişimi, Prens Charles-Prenses Diana’ya saldırı teşebbüsü gibi pek çok faaliyette bulunulmuştur. IRA’nın, saldırıları polise önceden haber vermesi can kaybını azaltsa da havalimanı ve yolcu otobüsü bombalama gibi pek çok terörist eylemler ortamın tansiyonu daima yüksek tutar nitelikteydi.

Barış Adına Atılan Adımlar

IRA’nın ortaya çıkışı ve yaptıklarının doğurduğu sonuçlar bölgenin bu konu üzerine daha da yoğunlaşmasına neden olmuştur.1983 yılında İngiliz-İrlanda Konseyinin kurulmasıyla büyük bir gelişme kaydedilmiştir. Devam eden süreçte İngiltere Hükümeti terörle mücadelede strateji değişikliğine gitmiş ve bölgenin güvenliğini sağlamayı, kendi askerlerini kademeli olarak çekmesiyle fiilen bırakmaya başlamıştır. İrili ufaklı pek çok barış hareketi bu süreç öncesinde de sonrasında da gerçekleşmiştir. Bunun bir örneği de 1993’de İngiltere Başbakanı John Major ve İrlanda Başbakanı Albert Reynolds’un yeni barış sürecini ilan etmesidir. Devamında Belfast’ta (1994) İngiltere ile IRA’nın siyasi kolu Sinn Fein arasında barış görüşmelerinin başlamasına rağmen, ondan önce atılan pek çok adım gibi bunun da önü, ilan sonrası Muhafazakâr liderin öncelikle silahların bırakılması koşulu ve 1996 Şubatında IRA’nın barış görüşmelerinin sona erdiğini açıklamasıyla kesilmiştir. Açıklama sonrası gerçekleşen bombalamalar bunun en bariz kanıtıdır. Bir diğer barış girişimi ise okyanus ötesinden gelmiştir Dönemin ABD başkanı Bill Clinton’ın, ülkesindeki cumhuriyetçi İrlanda lobisinin farkında oluşu onu bu konuyla ilgili bir icraatta bulunmaya sevk etmiştir. Dünyaya barışı getiren başkan olarak tanınan Clinton ülkedeki imajını tazelemek amacıyla 1995 yılında Kuzey İrlanda’ya ilk ziyaretini gerçekleştirdi.3 günlük gezide çeşitli temaslarda bulunan Clinton ‘ın dönüşünden 1 ay sonra gerçekleşen bombalı saldırılar da uzlaşma yolundaki uğraşların boşa gitmesine neden oldu.

Kesilen pek çok barış süreci, gelecek adına umutları köreltse de 1997’de İşçi Partisinin zaferiyle başbakan olan Tony Blair sonrası uygulanan politikalar karşılıklı güven oluşması açısından son derece faydalı olmuştur. Silahların bırakılması önkoşulunu kabul etmeyen IRA ile, Blair’in önşartsız bir şekilde Sinn Fein’in, yani IRA’nın siyasi kanadının lideri Gerry Adams’la Başbakanlık Köşkü’nde görüşmeyi kabul etmesi çözüm açısından olumlu gelişmeler yaşanmasını sağlamıştır. IRA’nın ilk ciddi ateşkes ilanı da 1997 yılında olması da bu pozitif ortamın bir sonucu olarak gösterilebilir. Aynı yılın Eylül ayında ise demokratikleşme adına yapılan çalışmalara hız verilmiş, Galler ve İskoçya’da halkoylamasıyla ayrı meclisler kurulması kabul edilmiştir.xii Tüm bu ilerlemeler nihayetinde bunca zaman beklenen antlaşma 10 Nisan 1998’de gerçekleşmiştir. Belfast ya da Hayırlı Cuma(Good Friday) adıyla bilinen bu antlaşmayla İrlanda Cumhuriyeti ve Kuzey İrlanda’da yapılan halk oylamaları Kuzey İrlanda’nın yeni statüsünü, İrlanda ve İngiltere ile olan ilişkilerini açıklar nitelikteydi. IRA ise silahları ancak bu antlaşmadan 7 yıl sonra (28 Temmuz 2005) bırakmıştır. Yaşanan tüm bu trajedinin ardından silahların, İrlanda ve İngiltere’nin simgeleri haline gelmiş Katolik ve Protestan kiliselerinden papazların eşliğinde gizli bir mıntıkada imha edilmesi ise mutabakatın adeta sembolik bir yansımasıydı. Kökenleri yüzyıllar öncesine dayanan bir algının, bir antlaşma sonucunda aniden değişebileceği tabi ki düşünülemez; ancak silahların bırakılması ve bu antlaşmanın tarafların önderlerince yapılmasının ardından gerçekleştirilen pek çok buluşma, toplumun bu barış durumunu içselleştirmesi adına örnek olacak niteliktedir. 8 Mayıs 2007 tarihinde Protestan politikacı ve papaz Ian Paisley’in, IRA’da komutanlık yapmış olan Katolik politikacı Martin McGuinness ile birlikte yaptıkları açıklamada şiddet hareketlerinin artık sonlandığını ve mücadelenin artık politik yolla devam edeceğinin belirtilmesi, toplumun barışa bakışının değişmesinde önemli rol üstlenmiştir.xiii Geçtiğimiz günlerde yaşanan bir diğer gelişme ise oluşturulmuş olan barış ortamının perçinleştirilmesi adına umut vericidir. İngiltere Kraliçesi II. Elizabeth’in İrlanda gezisi sırasında yerel yönetim liderlerinden McGuiness ile görüşmüştür.xiv IRA ile yapılan mücadelede kuzenini kaybeden Kraliçe’nin göstermiş olduğu özverinin yanında, McGuiness’in açıklamaları da incelenmeye değerdir. Karşılıklı çok acıların yaşandığını, çok kayıpların verildiğini belirten McGuiness bugün artık farklı bir dönemden geçildiğini görmemiz gerektiğini belirtmiştir.

Sonuç

Bir devlet içerisindeki Paramiliter yapılanmaların ortaya çıkışında pek çok neden vardır. Bu tarz yapılanmalardan biri olan IRA’nın varlığı ve eylemlerinin tümünün odak noktası Kuzey İrlanda’nın Büyük Britanya’dan bağımsızlığının sağlanmasıdır. Bu arayışın temel nedenleri arasında temelleri 12. Yüzyıla dayanan İngiltere politikalarının yanı sıra, İrlanda ve İngiltere arasındaki mezhepsel farklılıkların etkisi büyüktür.1801’de yaşanan birleşme sonrasında, İrlandalıların zamanla siyasi arenada kendilerini göstermeleri ve artan çatışmaların İrlanda’nın bağımsızlığıyla sonuçlanması, İrlanda adasının kuzeyine (Ulster Bölgesi) yerleşmiş olan birlik yanlısı Protestanlar içi zor bir süreçti. Yaşanan bu ayrılmanın ardından bağımsızlığın, üzerinde yaşadıkları topraklar olan Kuzey İrlanda için istenmesi çabaların ardı ardına sonuçsuz kalmasına neden olmuştur. Karşılıklı kışkırtmaların ya da çok daha ciddi dayatmaların, saldırıların var oluşu iki tarafın da hâkim olduğu görüşe çok daha sıkı sarılmasıyla şiddetin çıtasını yükseltmiştir. Tarafların görüşmeler adına koydukları ön şartlar, ulaşılmak istenen hedeflerin daimi bir gecikmeye sebep olduğu aşikârdır. Bundan ötürü 1969 tarihiyle niyet edilmiş olan barışa ulaşmak adına, ancak 1983’te gelişmeler kaydedilmeye başlanmış, nihai sonuca ermek ise 1998 tarihine kadar sürmüştür. Sorunun varlığı içinde geçen her bir günün çözüm adına kıymetli olması ne yazık ki göz ardı edilmiş, süreçte yaşanan aksaklıklara kurban edilmiştir. Dünya üzerinde kültürel, fikirsel, dini pek çok ayrışmanın olduğu muhakkaktır. Bugün İrlanda’da nüfusun % 53,1’i Protestan (Presbiteryen, İrlanda Kilisesi, Metodist ve diğer Protestan mezhepleri), % 43,8’i ise Roma Katolik kilisesine bağlıdır.xv Yaşanan tüm bu barış sürecinin ardından 2005 yılında yapılmış ankette halkın 58’inin Kuzey İrlanda’nın İngiltere ile birlik halinin devamını, %23’ünün ise İrlanda Cumhuriyeti ile birleşerek Birleşik bir İrlanda devletinden yana olduğu sonucu ortaya çıkmıştır.xvi Halkın hala %23 gibi yüksek bir oranda ayrılma talebinin olmasına karşın terör faaliyetlerinin bitmesini, demokratik bir ortamın oranlarla barışık yaşamaya imkân vermesine bağlayabiliriz. Terör faaliyetlerinde görev almış eski militanların, oluşturulan karşılıklı güven sayesinde siyasi arenaya entegre edilmeleri, meşru bir zeminde temsil imkanı elde etmelerini sağlamıştır Britanya Krallığı’nın “Üzerinde güneş batmayan imparatorluk” olarak anıldığı dönem ve sonrasında devam eden Kuzey İrlanda sorununda, çözüme “güçlü devlet “olmakla değil, izlenen stratejinin etkinliğiyle ulaşıldığı görülmektedir. İrlanda sorununun çözüm süreci, dünyanın farklı bölgelerinde hala var olan terör probleminin nasıl üstesinden gelineceği hakkında önemli ipuçları barındırmaktadır.

i – ([4]) ”Terrorism”, International Enculopedia of the Social Sciences, New York, 1934, V.14, s.76
ii – Collins Cobuild, (1990), English Language Dictionary, London and Glasgow: Collins; Longman Dictionary of Contemporary English, (1990), Essex: Longman
iii – Austin Lane Poole (1993), ‘From Domesday book to Magna Carta, 1087-1216, Oxford:Oxford University Press say.303,304
iv – CANNY, Nicholas P., Making Ireland British 1580–1650, Oxford: Oxford University Press, 2001
v – O’Neill, Joseph R. (2009), The Irish Potato Famine, ABDO, ISBN 978-1-60453-514-3
vi – Kinealy, Christine (1994), This Great Calamity, Gill & Macmillan, ISBN 0-7171-4011-3
vii – http://www.academia.edu/294213/Kurt_Sorununa_Kuzey_Irlanda_Barisi_Bir_Model_Olabilir_mi 15.10.2012(erişim tarihi)
viii – http://www.bbc.co.uk/turkish/news/story/2004/01/printable/040120_ingiltere_timeline.shtml 16.10.2012(e.t.)
ix – http://www.aksiyon.com.tr/aksiyon/haber-1417-26-ira-bitmeyen-kavga.html 24.10.2012(e.t.)
x – http://www.bbc.co.uk/turkish/news/story/2004/01/printable/040120_ingiltere_timeline.shtml
xi – PKK Terör Örgütü ile Etkin Mücadele’de-Analiz, Risk, Fırsat ve Öneriler/SETA 16.10.2012
xii – http://www.bbc.co.uk/turkish/news/story/2004/01/printable/040120_ingiltere_timeline.shtml 16.10.2012(e.t.)
xiii – http://www.zaman.com.tr/newsDetail_getNewsById.action?newsId=642988 30.10.2012
xiv – http://www.bbc.co.uk/turkce/haberler/2012/06/120627_queen_ira_update.shtml 26.10.2012
xv – CAIN: Background Information on Northern Ireland Society – Population and Vital Statistics
xvi – http://www.ark.ac.uk/nilt/2005/Political_Attitudes/NIRELAND.html 3.11.2012

Paylaş

Yazar Hakkında

Cevap Yaz