Nefret Söylemine Hayır Kampanyası

0

İnternet; yaratıcılık, iletişim ve katılım için önemli bir saha haline gelmiştir. İnternet üzerinden bir şeyler yaratabiliriz, paylaşabiliriz ve neredeyse hiç çaba sarf etmeden pek çok yönden medyayı etkin kullanabiliriz. Bunun en bilindik örneği de içerik hazırlayabildiğimiz, yükleyebildiğimiz, gönderebildiğimiz, yorum yapabildiğimiz sosyal ağlardır.

Başta gençler olmak üzere, tüm internet kullanıcıları internet üzerindeki etkileşimlerini ifade ve bilgi edinme özgürlüklerinden yararlanma olarak algılama hakkına sahiptirler. Nihayetinde de internet üzerinden gerçekleştirdikleri iletişimin sansürlenmemesini beklerler. Fakat gerçekler bize gösteriyor ki sanal dünya insan hakları değerlerinin ihlal edildiği ve yok sayıldığı bir alan olma özelliğine de sahiptir. Hepsi göz önüne alındığında, sosyal ağlar aracılığıyla gerçekleştirilen nefret söylemi, hem bu ağları kullananlar hem de kullanmayanlar için çok ciddi sonuçlara sebep olmak suretiyle insan hakları ihlalinin önemli bir biçimi haline gelmiştir. Gençler; kurban ve hedef olarak, doğrudan veya dolaylı yoldan bu duruma maruz kalmaktadırlar. Ama nefret söylemi tüm toplumu etkilemektedir.

Bu tür bir nefret söylemi yeni bir insan hakları sorunu değildir. Fakat bunun internet boyutu ve demokratik bir gelişme üzerindeki olası olumsuz etkisi bu mesele hakkında endişelenmemize yol açmaktadır. Bunun sebeplerinden bir tanesi ise nefret söyleminin internet âlemindeki tezahürünü kontrol etmenin, ölçmenin ve bu duruma karşı gelmenin oldukça güç olmasıdır. Nefret Söylemine Hayır Hareketi internet üzerinden gerçekleştirilen nefret söylemi hakkında farkındalığı arttırmak ve onunla mücadele etmek maksadıyla Avrupa Konseyi’ndeki gençler tarafından tasarlanmış yaygın bir Avrupa kampanyasıdır.  Nefret Söylemine Hayır Hareketi okullar da dâhil olmak üzere insan hakları eğitiminin önemini özellikle vurgulayan, interneti kullanan veya kullanmayan gençleri kapsayan ve tüm Avrupa’da giderek artan ulusal kampanyalar düzenlemektedir. Amacımız her yerde herkesi kapsayan bir insan hakları anlayışı için interneti güvenli bir alan haline getirmektir.

İnsan hakları eğitimi kampanyada hayati bir role sahiptir. Nefret söylemiyle mücadele etmek sadece gençlerin birbirlerine karşı nezaketli davranmalarını sağlamak değildir. Bu kampanya; ırkçı nefreti, yabancı düşmanlığı, antisemitizm ya da cinsiyet, kadın düşmanlığı ve eşcinsel düşmanlığı dâhil hoşgörüsüzlüğe dayalı tüm diğer nefret biçimlerini yayan, teşvik eden, ilerleten ya da haklı çıkarmaya çalışan tüm ifade biçimlerini kapsamaktadır. İnternet üzerindeki nefret söylemi özellikle sanal zorbalık ve sanal nefret ile birleştiğinde gençlere ulaşmakta ve onları doğrudan etkilemektedir. Kampanya internet üzerindeki nefret söylemini “normal” ve “kaçınılmaz” olarak kabul edilmesinin önüne geçmeye çalışmaktadır.

Eğitimin ve farkındalığı arttırmanın ötesinde, bu kampanya ulusal seviyede ve Avrupa çapında nefret söylemiyle mücadele edebilmek için açık normatif kurallar öne sürmektedir. 22 Mart 2013 tarihinde hayata geçirilen kampanya 2015 yılı Mart ayı sonuna kadar devam edecektir. Kendi ülkenizdeki kampanya hakkında bilgi de alabileceğiniz  www.nohatespeechmovement.org adresinden bu kampanyaya dahil olabilirsiniz.

Kampanya nefret söyleminin olağan bir şeymiş gibi algılanmasını ve internet üzerinden yaygınlaşmasını kaçınılmaz olarak kabul edilmesini sınırlandırmaya çalışmaktadır. Nefret söylemi, hoşgörüsüzlük ve yabancı düşmanlığı söyleminin en yaygın biçimlerinden biri haline gelmiştir ve bu nedenle de ayrımcılıkla mücadelede Avrupa Konseyi için öncelik taşımaktadır.

Genel olarak nefret söylemi aslında demokrasilerde temel bir hak olan ifade özgürlüğü adı altında savunulmaktadır. Fakat nefret söylemi ifade özgürlüğü değildir; sebep olacağı sonuçları herhangi bir başlık altında ele alabilirsiniz ama özgürlük diyemezsiniz. Nefret söylemi demokrasiye zarar vermektedir ve nefret suçlarına yol açmaktadır.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nce de desteklendiği gibi bireyin düşüncelerini özgürce ifade etme hakkı evrenseldir. İster podyumda ister halka açık bir alanda isterse de bir Facebook profilinde olsun, bu durum değişmez. Her ne kadar kullanılan ifadeler toplumsal ya da siyasi bir tartışmayla alakalı olsa da ifade özgürlüğü sınırsız olamaz. Çünkü hoşgörüsüzlüğe dayalı, nefreti yayan, teşvik eden, yücelten ya da haklı göstermeye çalışan bütün ifade biçimlerini onaylama ya da engelleme gerekli olabilir.

Avrupa Konseyi’ni endişelendiren diğer bir husus ise internet üzerinden kadınlara ve eşcinsel insanlara yönelik nefret söyleminin boyutları ve sonuçları ve nefret söyleminin sanal zorbalıkla bir arada olduğu durumlardır. Ve bu ikisi birlikte çok daha vahim bir hal almış ve pek çok çocuğun ve gencin canına mal olmuştur.

İnternette nefret söylemini ifşa etmek ve bununla yüzleşmek ve halkın erişiminde olan internet âlemini insan hakları alanı olarak ilan etmek maksadıyla sürdürülen kampanya şu an 38 üye ülkede yürütülmektedir.

2014 yılı içerisinde bu kampanya, her biri farklı bir nefret söylemi biçimini yansıtmak amacıyla yıl geneline yayılan 9 Avrupa Eylem Günü’ne odaklanmaktadır. Örneğin,  bir sonraki eylem günü olan 17 Mayıs, Homofobi (Eşcinsel Nefreti) ve Transfobi’ye (Transseksüel/Travesti Nefreti) karşı Eylem Günüdür. Web sitesinden tüm eylemler ve tarihlerine ulaşabilirsiniz.

Avrupa Eylem Günleri kapsamında video çekme, flash mob hazırlama, sergiler ve konserler düzenleme dâhil olmak üzere kampanyamızın mesajını daha da ileriye taşıyacak, internet üzerinden veya gerçek hayatta etkinlikler düzenleyen ulusal seviyedeki partnerlerimizle yakın bir işbirliği içerisinde çalışmaktayız.

Ayrıca öğretmenler ve aktivistler için de web sayfalarının kullanılıp yaygınlaştırılması ve kampanyanın mesajının gençlere ve ailelerine iletilmesini sağlamak için eğitimlere önem veriyoruz.

Avrupa’daki Yaygın Eğilimler ve Temel Endişeler

Avrupa Konseyi özellikle nefret söyleminin politik söylemlerde yeniden canlanmasından ve kullanılmasından endişe duymaktadır. Herkesten daha çok siyasetçilerin politik çıkarlar için nefreti söylemlerine alet etmekten ve derin sosyal ya da politik problemlerin üstünü örtmek için günah keçisi ilan etme yöntemlerini uygulamaktan sakınmaları gerekmektedir.

Endişe duyulan bir diğer husus ise cinsiyetçi ve kadın düşmanlığına yönelik mesajların, sitelerin ve konuşmaların yeniden canlanmasıdır. Bu durum özellikle internet üzerinde gerçekleşmektedir ve nefret söyleminin sanal âlemde bariz olarak var olduğunu gözler önüne sermektedir.  İnsanlar, yüz yüze iletişimlerinde yapmayacakları insan onuruna yönelik saldırıları, bilgisayar ekranlarındaki insanlar arası çok kısa mesafeler sebebiyle daha rahat bir şekilde yapabilmektedir.

Bu, dolaylı yoldan teşvik etme ya da kadına şiddeti meşru göstermekten genç kadınların hor görülmesi ve zorbalığa maruz kalmalarına kadar pek çok farklı şekilde karşımıza çıkmaktadır. 2012 yılı sonlarında internet üzerinden yapılan bir araştırmaya göre, kadınların ve LGBT bireylerin internet üzerinde nefret söylemine en çok maruz kalan hedefler arasında olduklarını ortaya çıkarmıştır.

İnternet Üzerindeki Nefret Söylemi İle İlgili Temel Problemler

Sanal dünya ve iletişim, doğaları gereği, internet üzerindeki nefret söylemine sebep olmada ve onunla mücadele etmede belirli sorunlar ortaya çıkarmaktadır:

  • Bu tür bir nefret söylemi engellenemez ve silinemez. Hesapları kapatmak elbette mümkün ve hatta gerekli ama büyük bir ihtimalle aynı içerikler çoktan başka yerlerde yayımlanmış ve yayılmıştır.
  • Yargı yetkisi de önemli bir mesele: Avrupa Konseyi üye ülkeleri arasında yalnızca internet üzerindeki nefret söylemine yönelik ulusal yaklaşımlar ve yasalar çok farklı değildir. Ayrıca, nefret söyleminin tanımları da oldukça değişiklik göstermektedir. Bunun ötesinde, Amerika Birleşik Devletleri gibi diğer ülkeler merkezli pek çok web sitesi ifade özgürlüğü yasalarınca koruma altına alınmıştır. Bu durum, her ülkede ifade özgürlüğüne yönelik kısıtlamalar olmasına rağmen, dokunulmazlık duygusuna katkıda bulunmaktadır.
  • Bu tür söylemleri yönetmek zordur; çünkü videolar, forumlar, mikro bloglar, fotoğraf paylaşım siteleri gibi sayısız biçim ve yerlerde çevrimiçi olarak yayımlanabilmektedir. Bazen kaynağı bilinmeyen bir şekilde ve genellikle bireysel olarak çok fazla gerçekleştirildiği için bu tür söylemlerin etkilerini tahmin etmek ve yönetmek oldukça zordur. Etkisi genelde sebep olduğu zarardan çok sonra anlaşılmaktadır, özellikle de sanal zorbalıkla birleşen nefret söyleminin hedefi olan çocuklar ve gençler söz konusu olduğunda.

Eğitimin Rolü

İnternetin; nefret söylemi de dâhil olmak üzere, kullanıcıların çeşitli içerikleri yüklemesini ve paylaşmasını büyük oranda kolaylaştırdığı aşikârdır. Bunda gözle görülür bir artış yaşanırken, bir kıyaslama yapmak zordur. Çünkü bu durum, içerik paylaşımı hususunda ortaya çıkan yeni yöntemlerin bu tür mesajların çoğalmasını ve yayılmasını sağlama işlevi gördükleri anlamına gelmektedir.

Yukarıda bahsedilenlerden de anlaşıldığı üzere, eğitim nefret söyleminin sonuçlarıyla mücadele edilmesi ve engellenmesinde önemli bir rol üstlenmektedir. Çocuklar ve gençlerin internet üzerinden ve başka yollardan yurttaş olarak sorumlulukları konusunda eğitilmeleri gerekiyor. Vatandaşlık ve insan hakları eğitim programlarının, internet üzerinden gerçekleştirilen nefret söyleminin boyutlarını da göz önünde bulundurmaları da oldukça önemlidir. Nefret Söylemine Hayır Hareketi özellikle okullar ve eğitim kurumlarını hedef alarak çalışmalar yürütmektedir. Bu hususta eğitsel el kitapçığı -katalog-  geliştirdik ve bunun farklı dillere çevrilmesi ve okullarda kullanılmasıyla alakalı olarak pek çok talep aldık.     Kampanya ayrıca gençlere kendi projelerini hazırlamaları, ortak eğitici olarak hareket etmeleri ve internet dünyasını şekillendirme konusunda bir fırsat da sunuyor.

Problemlerle Başa Çıkma Yollarımız

Bu durumun insan hakları, aktif vatandaşlık, güvenlik ve gençlerin refahını ilgilendiren ve son olarak demokrasi ve barış kültürüne bir tehdit oluşturan ciddi bir mesele olarak tanınmasını sağlayarak farkındalığı artırmak, atılacak ilk adımdır.

Farkındalığın arttırılmasıyla yetkililerin ve sivil toplumun harekete geçmeleri ve diğerlerini harekete davet etmeleri gerçekleşecektir. Kampanyanın 38 ülkede yürütülüyor olması gerçeği diğer ortakların bunu ciddi bir mesele olarak gördüklerini göstermektedir.

Eğitimin yanında, ulusal çapta internet üzerinden gerçekleşen nefret söylemini kontrol etmek ve buna karşılık verebilmek maksadıyla farklı yolları da denemekteyiz (çünkü cevapların diğer öğelerle birlikte ele alınması gerekmektedir). Avrupa Konseyi zararlı ve yasal olmayan içeriğin bildirilmesinin yollarını geliştirmek için Facebook, Google, Youtube ve Twitter gibi sosyal medya ağlarıyla birlikte de çalışmaktadır.

Kampanyanın Başarısını Neye Göre Belirliyoruz?

Kampanyanın başarısı ilk etapta hangi üye ülkelerin kampanyayı uygulamaya koyacağı ve eğitsel ve yasal stratejilere entegre edeceği ölçüsünde belirlenecektir. İnternet yönetimindeki ortakların ( İş dünyası, halk otoriteleri ve 3.sektör dernekleri ) dönütleri de önemli bir gösterge olacaktır.  Şu an için, kampanyaya katılma ve farklı seviyelerde meseleleri ele almak için pek çok istek almaya devam ediyoruz.

Bridget T. O’Loughlin

Nefret Söylemine Hayır Hareketi Kampanyası Yöneticisi

Avrupa Konseyi Gençlik Departmanı

*Bu yazı, Avrupa Konseyi tarafından 2013 yılından beri yürütülen “No Hate Speech Movement” Kampanyası ile alakalı olarak Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Thorbjørn Jagland’ın bilgisi dâhilinde dergimize gönderilmiştir.

Paylaş

Yazar Hakkında

Genç Barış

Cevap Yaz