Prag Baharı’ndan Kadife Devrimi’ne VACLAV HAVEL

0
The following two tabs change content below.

Yazar; 1989 Kadife Devriminin önder figürü; Çekoslovakya’nın son Başkanı; Çek Cumhuriyeti’nin ilk Cumhurbaşkanı.

Bir Halk Kahramanı Doğuyor

1936 yılının 5 Kasımında dünyaya gelen Vaclav Havel, 1920 ve 1940’larda Çekoslovakya’da kültürel ve politik faaliyetlerde bulunan tanınmış, girişimci ve entelektüel bir ailede yetişti. 1950’lerin ilk yarısında genç Vaclav bir kimya laboratuarına 4 yıllık çıraklık eğitimi için girdi. Bunun yanı sıra akşamları da ikincil eğitimini devam ettiriyordu. Politik nedenlerden ötürü lisans düzeyinde gitmeyi planladığı İnsani Bilimler Fakültesi’nden kabul alamadı ve onun yerine Çek Teknik Üniversitesi Ekonomi Fakültesine başvurdu. Bu fakülteyi ise 2 yıl sonra bıraktı.

1960’da askerlikten döndükten sonra 2 yıl boyunca bir firmada teknisyen olarak çalıştı. 1962 ile 1966 arasında Müziksel Sanat Akademisi Tiyatro Fakültesinde Drama-Tiyatro okudu. 20’li yaşlardan beri Vaclav Havel çeşitli edebi ve tiyatral mecmualarda eserler yayınlıyordu. İlk eseri “The Garden Party (Bahçe Partisi)” adlı oyundu ve daha sonraları 1960’larda Çekoslovak toplumunun uyanışı eğiliminin bir öğesi haline geldi. Bu toplumsal uyanış-farkındalık 1968 yılındaki Prag Baharında doruk noktasına ulaştı. Bu süreçte Havel “The Memorandum” ve “The Increased Difficulty of Concentration” gibi piyesleri yazmaya devam ederken aynı zamanda Bağımsız Yazarlar Kulübü Başkanlığı’nı yürüttü.. 1965’den itabaren de Marksist olmayan aylık “Tvar” adlı edebi dergide de çalıştı.

Prag Baharı- “Kışa Dönen Bahar”

Prag Baharı, 5 Ocak 1968’de başlayan ve Çekoslovakya’nın politik olarak liberalleşmeye çalıştığı bir dönemdir. Alexander Dubček’in iktidara gelmesi ile başlayıp aynı yılın 20 Ağustosu’nda Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği ve Varşova Paktı müttefiklerinin (Romanya hariç) ülkeyi işgal etmesi ile sona ermiştir. Liberal, milliyetçi, sosyalist, demokrat insanlardan oluşan Çekoslovak toplumunda savaş sonrası dönemde devlet yönetimi komünistlerin eline geçti. Bu tarihten itibaren hızlı bir şekilde Sovyetler Birliği’nin etkisi altına giren Çekoslovakya Varşova Paktı’na girerek Doğu Bloğu ülkeleri arasında yer aldı.

1953 yılında Doğu Bloğu ülkelerinde başlayan ağır ekonomik sıkıntılar Çekoslovakya’da da kendini göstermiş, hükümetin aldığı sert  tedbirler halk tarafından tepkiyle karşılanmıştı. Ülke çapında yönetime ve Sovyetler Birliği’ne karşı protestolar gerçekleştirildi. Ancak  protesto gösterileri SSCB’nin de desteğini alan Çekoslovak Komünist Partisi tarafından sert müdahalelerle bastırıldı. Ekonomik sıkıntıların bir sonucu olarak 1963 yılından itibaren sosyalist rejimin işleyişinde önemli değişiklikler gerçekleştirildi. Devletin elinde olan terzilik, marangozluk, berberlik gibi bir takım esnaflık işleri yanında başkasını çalıştırmamak kaydı ile şahıslara bırakıldı. Vatandaşların birliktelik kurarak apartman yapmalarının ve mülkiyete sahip olmalarının önü açıldı. Bu gelişmeler yaşanırken Prag’daki Karis Üniversitesi profesörlerinden Goldstücker  “insancıl yüzü ile sosyalizm” kavramını ortaya atmıştı.

Demokrasi, serbest seçim ve düşünce özgürlüğü gibi kavramlarla olan ilişkisi yakın zamana dayanan Çekoslovak toplumu, Komünist yönetimin getirdiği baskıcı yeni düzene karşı 1963’ten itibaren tepkilerini göstermeye başladı. Ekonomik sıkıntılarla başlayan ve daha sonraları temel hak ve özgürlüklerin talep edilmesi ile devam eden tepkilerin neticesinde basına uygulanan sansür kaldırıldı. Çekoslovak yazarlar, basın özgürlüğünün tam olarak sağlanması  ve serbest seçimlerin yapılmasını talep etmeye başladılar. Tepkiler ve talepler gitgide artmaya başlamıştı. Ülkenin kurucularından Jan Masaryk’ın 20.ölüm yıldönümünde büyük öğrenci gösterileri yaşandı. Öğrenciler akademik hürriyet istiyorlar ve reform talebinde bulunuyorlardı. Ülke çapına yayılan gösterilerde reform yanlısı komünist lider Aleksander Dubçek’e destek verilirken Komünist Parti içindeki ayrılık da gün yüzüne çıkmaya başlamıştı.

Yönetime gelen Dubçek ve ekibi insan hak ve özgürlüklerini ön plana çıkaran “Çekoslovakya’nın Sosyalizme Giden Yolu” adını verdikleri bir harekât programını belirlediler. ‘Harekât programı’, sosyalizmin demokrasi ilkeleri ile birleştirilmesini ve yeni bir siyasi sistemin oluşturulması amacını taşıyordu. Programda tek partili sosyalist devlet yönetiminin yerine çok partili siyasi hayata geçilmesi, düşünce ve ifade özgürlüğü, toplanma ve  dernek kurma hakkı gibi temel insan hak ve hürriyetlerinin sağlandığı yeni bir düzenin kurulacağı ifade ediliyordu.

Çekoslovakya’da bambaşka bir sosyalist devlet kurulurken Sovyetler Birliği görüşmeler yoluyla bu gelişmeleri önleyebileceğini düşünmekteydi. Ancak yapılan görüşmelerdeki telkinler ve daha sonraki baskılar Çekoslovakya’nın başlattığı değişimi durdurmaya yetmedi. Bunun üzerine Sovyetler Birliği müzakere yoluyla ikna edemediği Çekoslovak hükümetini liberal ve karşı devrimci olmakla suçlamaya başladı. 20 Ağustos 1968 tarihinde ise Komünist bloğu tehlikeye düşürdüğünü iddia ederek  300 bin kişilik ordu ile Çekoslovakya’yı işgal etti. Çekoslovak halkı sokaklara dökülerek işgali protesto etti. Ancak önemli bir silahlı direnişte bulunulmadı. Çünkü daha yakın zamanlarda Macaristan’da Sovyetlerin bastırma hareketinde binlerce Macar öldürülmüştü. Çekoslovakların da yapabileceği çok bir şey yoktu. Aleksander Dubçek ve reform hükümetinin başbakanı işgalin ardından tutuklandılar ve Moskova’ya götürüldüler. Burada kendilerine zorla bir anlaşma metni imzalatıldı. 6 gün sonra ülkesine geri dönen Dubçek işgali kabullenmek zorunda kalmıştı. Böylece Çekoslovakya’da başlayan ‘insancıl komünizm’ pratiğe geçmeden Sovyet tanklarının paletleri altında ezilmiş oldu. Sovyetler Dubçek’i hemen görevden almadılar. Öncelikle reform yanlısı komünistleri partiden uzaklaştırdılar. Son olarak da Dubçek’i Komünist Parti’den attılar. Böylece Çekoslovakya tam anlamıyla Sovyetlere bağlı bir ‘sosyalist cumhuriyet’ haline getirilmiş oldu.

Prag Baharı Sonrası Çekoslovakya- Charta 77

Prag Baharı’nın Varşova Paktı orduları tarafından bastırılmasına rağmen Havel, Komünist “normalleştirmesi” şeklinde adlandırılmış yıllarda yapılan politik baskıya karşı durmaya devam etti. 1975’te Başkan Husak’a Çekosloavak toplumunda birikmiş olan kin konusunda uyarmak için açık bir mektup yazdı. Bu aktivitelerinin doruk noktası ise Charta 77’dir.

1977’de yayınlanan Charta 77 komünist yönetime ve meydana gelen zulme karşı Çekoslovak halkının sessizce yaptığı protestonun karakterini somutlaştırıyordu. Bununla birlikte bu harekete de bir isim verilmesine yardımcı olmuştu. Vaclav Havel bu inisiyatifin kurucularından ve ilk 3 temsilcisinden de biriydi. 1979’da da Haksız Yere Yargılananları Koruma Komitesi’nin kurucu ortağı oldu. 3 defa görüşlerinden dolayı hapse atıldı ve 5 yıla yakın parmaklıklar arkasında yaşamını sürdürdü.

Vaclav Havel makaleleriyle de tanınıyordu ve bunların arasında da en çok bilineni 1979’da yazdığı “Güçsüzlüğün Gücü”dür. Bu makalede vatandaşların Komünist rejim altında bir yalanın içinde yaşamaları durumunu izah etmeye çalışmıştır. Ayrıca bu süreçte kendi muhalif duruşunu şu şekilde dile getirmiştir: “…biz muhalif olmaya hiçbir zaman karar vermedik. Biz bu duruma pek de bilmeden dönüştük, bazen de nasıl olduğunu tam olarak bilmeden hapishanede bulduk kendimizi. Biz sadece önden gittik, yapmamız gerekeni ve insana yaraşır gibi gözüken belli şeyleri yaptık. Ne fazla ne eksik…”

Bu süre zarfında Çekoslovak otoriteler Havel’in metinlerinin basılmasını imkânsız hale getirmek için uzun bir süre çaba gösterdiler. 1980’lerin ikinci yarısında, Sovyetler Birliği ile Batı Demokrasileri arasındaki diyalogun arttığı bir dönemde, Çekoslovak toplumunda yönetime karşı hoşnutsuzluklarda açıkça gözlemlenebilen bir artış görülmekteydi. Vatandaşlar zorla uygulanmaya çalışılan komünist rejimin siyasetine karşı daha az istekli olmaya başlamışlardı. Mamafih Havel’in de yazarlarından biri olduğu “Birkaç Cümle” adlı dilekçeyi imzalama konusunda vatandaşlar çok istekliydi ve on binlerce Çekoslovak bu dilekçenin altına imza attı.

Sosyal değişim 17 Kasım 1989’daki barışçıl öğrenci eylemiyle başladı.

Kadife Devrimi – “Şiddetsiz, “Kadife” Gibi Bir Geçiş Süreci

Kadife Devrim, Çekoslovakya’daki komünist rejimin, olaysız bir şekilde demokratik bir  cumhuriyete dönüşmesi olayına verilen isimdir. Daha sonra ise Çekoslovakya’nın bölünmesine zemin hazırlayan bu devrim, dünyada eşi ve benzeri olmayan bir olay olarak da tarihe geçecektir.

Olaylar Öncesi

1980’li yılların ikinci yarısından itibaren Sovyetler Birliği ve onun uydu ülkelerindeki siyasal atmosfer daha önceki yıllara göre daha rahattı çünkü Gorbaçov iki tane yeni yönetimsel ilke devreye sokmuştu: Glasnost; hükümetin, şeffaflık ve tartışılabilirlik konularında iyileştirmeler yapmak için efor sarf etmesi ve Perestroika; Sovyet politik ve ekonomik sisteminin yeniden yapılandırılmasının sağlanması. Birçok tarihçi bu iki ilkeyi Sovyet Bloğu ülkelerinde patlak veren ve şiddet içermeyen demokratik devrim hareketlerinin başlangıcı olarak nakleder.

Çekoslovakya’nın Komünist Partisi Gorbaçov’un reformlarının yasalaşmasını engellemek için çok çaba sarf etti. Komünist Parti; otokrat bir politik sistemle hüküm sürüyordu, hükümete karşı muhalefet tolere edilmiyordu ve politik aktivistler sertçe cezalandırılıyorlardı. 1980li yılların ikinci yarısı boyunca muhalif kişilerden ve onların aile mensuplarından arınmayla birlikte Komünist yönetim, vatandaşları üzerinde sıkı bir kontrol ve denetim oluşturmaya devam ediyordu. Çekoslovak Komünist Partisi, Berlin Duvarı’nın yıkılması ve buna müteakiben oluşan diğer Sovyet Bloğu ülkelerindeki (Macaristan ve Polonya gibi) demokrasiye geçişlere rağmen bu ilkeleri uygulamaya devam ediyordu. Bu politik baskılar Sovyetler Birliği’nin çöküşüyle birleşince Çekoslovaklar kendi yönetimini de değiştirmeyi sorgulamaya başladı. Ve bu sorgulamayla birlikte 1989’un son altı haftasında muhalif aktivistler Komünist yönetimi devirmek için “Kadife Devrimi” olarak bilinen bir olay sahneleyeceklerdi.

Kadife Devrimi, Çekoslovak demokratik devrimiyle birleşecekti çünkü bu iki hareket, sonu şiddetle değil uzlaşmayla biten barışçıl hareketlerdi. Havel ve onun aktivistlerinin bu hareketin başarısını kolaylaştıran şiddetsiz bir eylem için stratejik tercihleri vardı. Bu tercihler sahada akılcı bir şekilde uygulanmıştı. Bazıları bu süreçte 1968 yılında Prag’a gizlice sokulan Lou Reed’in ilk albümü olan “Velvet Underground”ın, “Kadife”nin sivil Çek aktivistleri tarafından benimsenmesini kolaylaştırdığını ileri sürüyordu.

Olaylar

17 Kasım 1989’da yapılan ve Nazi işgaline karşı eylem yaparken vefat eden bir öğrencinin 50. ölüm yıldönümü için düzenlenen bir yürüyüş sırasında biraz da hazırlıksız bir şekilde başlayan bir şeydi Kadife Devrimi. Ama nasıl olduysa bu yürüyüş hızlı bir şekilde öğrenciler tarafından Komünist karşıtı slogan atılan ve devlet karşıtı pankartlar taşınan bir protestoya dönüştü. Bu öğrenci protestosu barışçıl bir biçimde idare edilmesine rağmen 167 tane öğrenci polis tarafından dövüldü. Göstericiler ve onlara eşlik eden işçi birlikleri ve diğer sivil gruplar serbest ve demokratik bir Çekoslovakya için organize olmuşlardı. Politik baskıdan ve kötü yaşam şartlarından hüsrana uğrayan Çekoslovak öğrenciler de 1989’da Komünist yönetime karşı bir protesto dizisi başlattılar.

Liberal demokrasi ve şiddet içermeyen protestolara güçlü bir şekilde inanan Havel ayrıca bir sivil inisiyatif olan Charta 77’nin de kurucularından biriydi. Bu grup, rejimin insan hakları vaatlerine uyması gerektiğini belirten bir manifesto yayınladı. Bu olay onların hapse atılmasına ve Charta 77 tarafından kaleme alınan belgenin yasaklanmasına yol açtı. Bu olaylara ek olarak Çekoslovakya’nın farklı şehirlerinde  protestolar yapılmaya başlandı. Oyuncular ve oyun yazarları bu muhalif harekette ön plandaydılar ve bununla birlikte tiyatrolar politik stratejilerin ve umumi tartışmaların yapıldığı yerler haline geldi. 19 Kasım’da Prag tiyatrosunda yapılan bir görüşme sırasında demokratik hareketin sözcülerinin birleştiği Sivil Forum adlı bir grup ortaya çıktı. Bu grup Komünist yönetimin istifasını, vicdan tutuklularının salıverilmesini ve 17 Kasım polis olayının araştırılmasını talep ediyordu.

Çekoslovak demokratik hareketin kalbi olan Sivil Forum, Vaclav Havel tarafından yönetiliyordu. Bir oyun yazarı ve şair olan Havel, yeteneklerini hareketin mesajını iyi işlemekte, halkın güveni ve ilhamını esir alan yönetime karşı meydan okumakta kullanıyordu. Havel’in bu süreçteki ünlü sözlerinden biri de şuydu: “10 tane askeri bölükten, kelimelerin daha keskin olduğu ve sözcüklerin bütün yönetimi sarsmaya yeterli olduğu bir sistemde yaşamak istiyorum”. “The Golden Party” ve “The Memorandum” ve “The Interview” gibi oyunlarda da Havel, baskıcı hükümet bürokrasisinin insanların ilişkileri ve özel hayatları üzerindeki etkilerini göstermektedir.

Olayların ilk günü Nazilerin Çekoslovakya’da yaptığı büyük katliamın anma gününde barışçıl bir şekilde başlamış, ikinci gün atılan anti-komünist sloganlar komünist rejimin çökeceğinin habercisi olmuştur. Olayların üçüncü gününde, 2 öğrenci başbakanla görüşmüş protestocular resmen tanınarak Havel’in liderliği onaylanmıştır. İlk haftanın sonunda Prag’taki isyan Bratislava’ya sıçramış; 500 kadar Slovak sanatçı ve Çekoslovakya’daki bütün tiyatrolar ve okullar greve gitmişti. Zor durumda kalan hükümet, rejim polisleriyle isyanları bastıramayacağını erkenden anlamış ve bir forum kurarak protestocularla müzakerelere başlamıştır. İkinci haftaya girildiğinde Prag sokaklarında 800 bin kişi eylemlere ve grevlere destek vermek için sokaklara dökülmüştü. Bratislava’da ise 500 kişinin başlattığı isyan 100 bin kişiye ulaşmıştı. Komünist Çekoslovakya için düşüş çanları komünistlerin kulaklarında çınlamaktaydı. Rejim polisleri, ülke geneline yayılan isyanla öğrenci sayısının 500 bini bulması ve bütün Çekoslovakya vatandaşlarının isyanı desteklemesiyle rejimin düşüşünü engelleyememişti. Nihayet 20 Aralık 1989′da bütün (gerçekten herkes) Çekoslovaklar 2 saat boyunca protestoya başlamışlardı.

Kadife Devrimi Sonrası – “Çekoslovakya’nın Barışçıl Bir Şekilde Bölünmesi”

Olayların sonunda Çekoslovakya’nın iki ayrı ülkeye bölünmesine zemin hazırlanmış; Macaristan, Polonya ve Doğu Almanya’daki düşüşlerin de etkisiyle komünist rejim düşmüştür. Kadife Devrimi’nin en büyük özelliği 3 yıl sonra yaşanacak olan kanlı Yugoslavya İç Savaşı’ndan farklı olarak tek bir kişinin bile burnunu kanatmadan barışçıl bir şekilde son bulmasıdır. Kadife Devrimi’nin sembolü anahtarlıktır. Bu komünistlere “Hoşçakalın, eve gitme vakti” mesajını verirken aynı zamanda “kapılar size kapalı” anlamına gelmektedir. Bugün Slovak Cumhuriyeti’nde basılan 2 Euro’ların arkasında Kadife Devrimi’nin 20. yılı anısına bu sembol yer almaktadır.

Komünist hükümetle yapılan başarılı müzakereler sonucunda Havel 1989’da Çekoslovakya Başkanı olarak görevlendirildi ve 1990’dan 2003’e kadar sürdüreceği bu göreve seçildi. Sivil aktivizmi ve politik liderliği için Havel sayısız ödüle layık görüldü. Bunlardan bazıları Liberal Uluslararası Barış ödülü, Barış için Başkanlık Madalyası, Uluslararası Ghandi ödülüdür. Bu ödüllerin yanı sıra Havel global anlamda demokratik hareketlerin ilham babası olmuştur.

Komünist bütünlüğe karşı kararlı ve inatçı politik duruşu dolayısıyla Vaclav Havel toplum tarafından benimsenmiş ve tanınmış bir manevi otorite haline de geldi. Medeniyetin problemleri karşısındaki derin kavrayış ve derin düşünme biçimi Vaclav Havel’i diğer politikacılar arasında çok saygı gösterilen ve göze çarpan bir konuma getirdi.

Vaclav Havel Anısına Verilen ödüller

Havel 18 Aralık 2011 yılında 75 yaşındayken memleketi Hradecek’te hayata gözlerini yumdu. Cenazesine binlerce Çek’in yanı sıra dünya liderleri de ilgi gösterdi. ABD Başkanı Barack Obama, Almanya Şansölyesi Angela Merkel, İngiliz Başbakanı David Cameron ve Polonya eski Başkanı Lech Walesa da cenazeye iştirak edenler arasındaydı. Merkel, Havel’i “büyük Avrupalı” diye çağırırken Walesa ise Havel’e daha önceden Nobel Barış Ödülü verilmesi gerektiğini ifade etti. Sürgündeki ünlü Çek yazar Milan Kundera ise Havel’in en önemli eserinin kendi hayatı olduğunu belirtti. Dönemin Başbakanı Petr Necas 21 Aralık’tan 23 Aralık’a kadar 3 günlük yas ilan etti ve devlet cenaze merasimi yaparak Havel’i ebedi yolculuğuna uğurladı. Charta 77’deki imza sahiplerinden biri olan Vaclav Havel günümüz Almanya Cumhurbaşkanı Joachim Gauck’la birlikte “Prag Avrupa Bilinci ve Komünizm Deklerasyonu”nun kurucu imza sahiplerinden de biridir. Havel ayrıca Komünizm Hatırası Vakfı’nın da üyesidir.

Vaclav Havel yaşadığı süreçte barışa ve özgürlüğe yaptığı katkılardan dolayı çeşitli devletlerden ve kuruluşlardan pek çok sayıda ödüle layık görülmüştür. Türkiye başta olmak üzere 26 farklı ülkeden Devlet Nişanı alan Vaclav Havel; Özgürlük adına Başkanlık Nişanı, Philadelphia Bağımsızlık Nişanı, Gandhi Barış Ödülü, Vicdan Elçisi Ödülü ve Hanno R. Ellenbogen Vatandaşlık Ödülü gibi sayısız ödüle layık görülmüştür. Öte yandan2012-2013 akademik yılı College of Europe tarafından Vaclav Havel’e atfedilmiştir.

12 Nisan 2012’de Havel’in eşi “Vaclav Havel Yapıcı Muhalefet Ödülü” adında bir ödül verilmesi konusunda yetki verdi. Bu ödül New York merkezli İnsan Hakları Kurumu tarafından ve her yıl düzenlenen Oslo Barış Forumunda verilecekti. Ödül “ yapıcı muhalefet için uğraşan, cesaret ortaya koyan, adaletsizlikle mücadele eden ve doğruluğu topluma yerleştirmeye çalışan” kişilere layık görülecekti.

Ayrıca Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi tarafından 2007 yılından itibaren iki yılda bir verilen İnsan Hakları Ödülü 2013 yılından itibaren “Vaclav Havel İnsan Hakları Ödülü” adını almıştır. Václav Havel İnsan Hakları Ödülü, Asamble ve Charta 77 Vakfı tarafından Avrupa’daki ve Avrupa ötesindeki insan haklarını koruma adına yapılan önemli sivil toplum hareketlerini ödüllendirmek amaçlı olarak veriliyor.

Süleyman Zorlu

KAYNAKÇA

  1. Bilefsky, D., & Perlez, J. (2011, Aralık 11). Vaclav Havel, Former Czech President, Dies at 75. Retrieved Mayıs 14, 2014, from New York Times: http://www.nytimes.com/2011/12/19/world/europe/vaclav-havel-dissident-playwright-who-led-czechoslovakia-dead-at-75.html?pagewanted=all&_r=0
  2. Havel, V. (1990). The Power of the Powerless. (J. Keane, Ed.) New York: ME Sharpe Inc.
  3. Kukral, M. A. (1997). Prague 1989: Theater of Revolution. New York: Columbia University Press.
  4. The Velvet Revolution: A Peaceful End to Communism in Czechoslovakia. (n.d.). Retrieved Mayıs 14, 2014, from Tavaana: http://tavaana.org/en/content/velvet-revolution-peaceful-end-communism-czechoslovakia-0
  5. Vaclav Havel Biography. (n.d.). Retrieved Mayıs 14, 2014, from Vaclav Havel: http://www.vaclavhavel.cz/index.php?sec=1&id=1&setln=2
  6. Vaclav Havel Human Rights Prize. (n.d.). Retrieved Mayıs 14, 2014, from Parliamentary Assembly of Council of Europe: http://www.assembly.coe.int/vaclav-havel-human-rights-prize/
  7. Wheaton, B., & Kavan, Z. (1992). The Velvet Revolution: Czechoslovakia 1988-1991. Colorado: Westview Press.
Paylaş

Yazar Hakkında

Cevap Yaz