Saatleri Ayarlama Enstitüsü Bağlamında Kurumların Yozlaşması

0
The following two tabs change content below.

İnsanların örgütlenme ihtiyacı hissetmeleri modernleşmeyle birlikte artarak devam etmiştir. Bu ihtiyaç kendini her alanda hissettirmiştir ve bunun sonucunda çeşitli kurumlar ortaya çıkmıştır. Bunlardan biri modern bürokratik kurumlardır. Aytaç’ın ifadeleriyle modern bürokrasiler genel planda gelişkin bir iş bölümü uzmanlaşma belirli bir hiyerarşik yapı gayrışahsilik, genel kural ve ilkelere bağlılık ve rasyonalite gibi kriterlere göre işlerler (Aytaç 252). Bu ve bunun gibi özelliklere sahip olan modern bürokratik kurumlardan biri olmaya çalışan bir kurumdur Saatleri Ayarlama Enstitüsü. Saatleri Ayarlama Enstitüsü, Ahmet Hamdi Tanpınar’ın aynı isimli romanında geçen ve modern bürokratik kurumların inşasını, işleyişini ve işlevini anlatan bir kurumdur. Modern bir kurum olma yolunda çeşitli faaliyetler gösteren Saatleri Ayarlama Enstitüsü yanlış seçimler ve irrasyonel stratejiler sonucu bir yozlaşma sürecine girmiştir ve sonunda lağvedilmiştir. Bu makalede de Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Saatleri Ayarlama Enstitüsü adlı romanındaki enstitü üzerinden modern bürokratik kurumların kurulması aşamasında, işleyişinde ve sona ermesine kadar olan süreçteki olaylar kurumların yozlaşması bağlamında ele alınacaktır.

Kurumlar belli ihtiyaçlar sonucunda ortaya çıkarlar. Özellikle de bürokratik kurumların oluşumu toplumsal ihtiyaçlara cevap verme amacı taşımaktadır. Jepperson’a göre kurum hepsinin ortak noktaları belli bir amaca yönelik bir üretim gerçekleştirmeye, mümkün kılmaya ya da belli performansları sergilemeye yönelik sosyal programlar olmalarıdır. Kurumlar “programlanmış eylemler” ve “belli durumlara verilen belli tepkiler bütünüdür” (aktaran Erdemir 131). Bu eylemler ve tepkiler ilk önce Halit Ayarcı tarafından  dile getirilmektedir. Halit Ayarcı şehirdeki saatlerin ayarsız olduğunu görür ve bu saatleri ayarlamak için bir şeyler yapılması kanaatindedir. “Ayarı bozuk saatlerimizle yarı vaktimizi kaybediyoruz… Çıldırtıcı bir kayıp… Çalışmamızdan, hayatımızdan, aslı ekonomimiz olan zamandan kayıp” (Tanpınar 36). Ayarcı toplumdaki bireyler için değerli olan olguların sadece dakik olmayan saatler yüzünden zarara uğradıklarını görmektedir. Kitabın başka bir kısmında Hayri İrdal şehrin saat ayrılığı konusundan dem vurmaktadır. “Şehrin hiçbir saati birbirini turmaz” (203). Böyle bir ihtiyacın farkındalığı ileride Saatleri Ayarlama Enstitüsü adında bir kurumun kurulmasına vesile olacaktır.

Kurumlara olan ihtiyaçlarının belirlenmesi sonrasında bu kurumların kurulma ve işleyişinin düzenlenme aşamasına geçilecektir. Söz konusu kurum ise Aron’un deyimiyle her biri uzmanlaşmış rolleri yerine getiren çok sayıdaki birey arasındaki işbirliğinin sürekli örgütlenmesi olarak tanımlanabilir (aktaran Aytaç 253). Bundan dolayı ideal bir bürokratik kurum iyi bir personelleşme ve rasyonel adımlar üzerine kurulur. Bu adımların Halit Ayarcı’nın kurmayı planladığı kurum olan saatleri ayarlama enstitüsünde farklı atıldığını ve sürecin nasıl işlediğini görmekteyiz.

Öncelikle Weber’in de değindiği gibi ideal bürokrasideki “bürokrat, kendi kişiliğinden kopuk, aile değerlerinden uzak bir mesleği icra konumunda” olmalıdır (aktaran Aytaç 254). Fakat bu durum Saatleri Ayarlama Enstitüsünün kuruluş aşamasında farklı tezahür etmektedir.

Enstitüye alınan ilk kişiler liyakat yerine hısımlık derecelerine veya yüksek kişilerin tavsiyeleriyle seçilmiştir. “Müessemize tam referansı olmayan, iyi tanımadığımız kimse giremez. Bunun için prensipimiz gayet sağlam. Memurların yarısı kendi akraba ve yakınlarımız olacak. Yarısı da dışarıdan güvendiğimiz yüksek insanların tavsiyelileri” (Tanpınar 251). Belli uzmanlık alanlarına yönelik eylemler yapacak olan bu tarz kurumlarının, çalışanlarını objektif kriterlere göre seçmeleri işleyişleri açısından önem arz etmektedir. Fakat Saatleri Ayarlama Enstitüsü sadece tavsiye ve yakınlık gibi subjektif ve kurum tipine aykırı kriterler göz önünde bulundurularak oluşturulmuştur. Bu durum torpil ve kayırmacılık gibi kurumların yozlaşması için kullanılan kavramların daha enstitünün kurulması aşamasında ortaya çıktığı görülmektedir. Günday’ın deyimiyle “işlevi ve kuruluş amacı abes olduğu kadar enstitüde çalışacak olan elemanların işe alınma şekli ve çalışma anlayışları da saçma ve tutarsızdır” (92). İşe alınan bu kişilerin daha önceden o işle ilgili tecrübelerinin olup olmadığına da pek bakılmıyordu. Kitabın 332. Sayfasında bu olay açık bir şekilde görülmektedir: “Tecrübeli kişilerden bize fayda gelmez, tecrübesizleri seçelim”. Burada gene kurumun liyakat ve tecrübe gibi önemli iki özellikten yoksun kişilerden oluştuğu görülebilir ve bir bürokratik kurumun kuruluş amacının dışına sapma şeklinde görülebilir. Bunun yanısıra Günday’ın deyimiyle dışarıdakileri özellikle de kahvedekileri gerçek iş yapmamakla suçlayan ve enstitünün kurulmasında önce çalışma nizamının olmadığını belirten Ayarcı’nın sözleri ve davranışları ile enstitü kadrosunu oluştururken dikkate aldığı ölçütler çelişki göstermektedir (Günday 92). Görüldüğü gibi daha önce çeşitli ortamlarda tespit ettiği ve eleştirdiği olayları şimdi Ayarcı’nın kendisi yapmaktadır. Başka bir çelişki ise bürokratik bir kurumda önce kadro kurulur sonra ise o kadroya uygun kişiler araştırılır. Saatleri Ayarlama Enstitüsünde ise önceden istihdam edilen ve şimdiye kadar gereksiz bir şekilde işine devam ettirilen bir kişiye çalışabileceği bir iş icat edilmiştir. “dostumuza kendisine göre bir iş bulun…Çalışmaması icap eden, ataleti müessese için faydalı bir iş… O zaman mesele hallolur” (Tanpınar 334). Kısıtlı imkanlarla kurulan ve toplumun ihtiyacına yönelik bir iş yapılması hedeflenen bir kurumda gerekli görülmeden oluşturulan kadrolar kurumu daha da işlevsiz hale getirmektedir. Bu süreç kurumun giderek ideal bürokrasi kurumu sıfatlarından uzaklaşarak yozlaştığını gösteriyor.

Kurumla ilgili olarak yozlaşmanın görüldüğü bir başka durum ise çalışanların durumlarıdır. Weber’e göre bürokratik organ çalışanları azami ölçüde akılcıdırlar, yasal normlara uyarlar, önceden planlanmış kurallar ve ilkelere göre işlerler. Keyfiliğe ve tesadüfiliğe yer vermezler. Görevler, yetkiler, sorumluluklar, tutum ve tavırlar rasyonel mevzuata göre sürdürülür (aktaran Aytaç 253). Fakat enstitüde disiplin alt seviyelerde keyfilik ise üst seviyelerdeydi hatta Halit enstitünün bir katını pingpong oynamaya ayırmıştır (Tanpınar 334). Bu da işleyişin kurallara göre değil de Halit Ayarcı’ya göre düzenlendğini göstermektedir. Ayrıca işe alınanlardan herşeye harfiyen uymaları beklenmektedir. Bu noktada Aytaç’a göre “bürokratik kurumlar işlevsel vizyonlarını sürdürmek için çalışanların davranışlarını üniform, tekdüze ve biçimsel bir kalıba sokmaya çalışırlar” (255). Romanda ise bunu şu şekilde görebiliriz: “Tam çalar saat gibi konuşup susacak insanlar” diğer bir deyişle “plak insan” (Tanpınar 265). Bu kişilerden kendi iradeleriyle hareket etmelerinden ziyade kendilerine iletilenlere harfiyen uymaları istenmektedir. Bu durumdan çalışanların toplumun ihtiyaçlarına cevap vermekten ziyade onu kuranların ihtiyaçlarına cevap verdiği sonucunu çıkarabiliriz. Nitekim Davis’e göre “birey; standart ölçüler edinir, insani özelliklerini yitirerek bürokratik aygıtın tutsağı haline gelir” (aktaran Aytaç 265). Topluma hizmet amacıyla kurulan bir kurumda istihdam edilen kişilerin gerek seçilme gerekse çalışma süreçlerindeki olgular o kurumun kuruluşundaki niteliğini saptamamıza yardımcı olur. Saatleri Ayarlama Enstitüsü ise bu konuda ne kadar yozlaşma emareleri gösterdiği örneklerle belirtilmiştir.

İşgörenlerin alımında uyulması gereken objektif kriterler kadar kurumun gelişmesi sürecinde yapılan hamlelerin akılcılığı da önemlidir. Çünkü Heper’in deyimiyle giderek yapısal olarak farklılaşan kurumlarda gereksiz büyümeler ve verimsiz sonuçlar ortaya çıkabilmektedir (56). Gereksiz yere kurulan bir kurumun ardısıra farklı kurumlar da oluşmaktadır. Mesela “Çay saati” adında bir gazete veya “Saat Sevenler Cemiyeti” veya           “Saatleme Bankası” gibi kurumlar enstitünün kontrolden çıkmış ürünleridir. Bu kurumlar kurulmalarının yararlı olup olmayacağı araştırılmadan kurulan ve işlevsizliği yüzünden bahsedilen kurumlar ile birlikte kapanmaya mahkum edilen kurumlardır. Erdemir’in deyimiyle rasyonel anlamda hiçbir işe yaramadığı daha sonradan tescillenen modern bürokratik bir kurumun tek bir kurumsal girişimcinin çabalarıyla neredeyse yoktan var edilme serüveni”nin diğer kollarıdır bu yan kurumlar (130). Bu kurumlar enstitünün birer meyvesidir ve belli bir amaç çerçevesinde kurulmuş değillerdi. Bu da bu kurumların gerekliliğini sorgulama ihtiyacını yanında getirmektedir.

Önemli bir ihtiyaç sonucunda kurulan Saatleri Ayarlama Enstitüsü yan kurumlarıyla birlikte giderek büyümüştür. Fakat bu gelişmeye paralel olarak toplumun ihtiyacını karşılama yolunda gerekli faydayı sağlamamıştır enstitü. “Saatleri Ayarlama Enstitüsü şimdiye kadar her şeyi yaptı fakat ne şehrimizin saatleri ne de hususi saatler hala gereği gibi muntazam işlemiyor. Köylerimiz saat zevkini soktuk. Bir milyon köylü çoçuğunun kolunda bizim oyuncak saatlerimiz var. Saat süsünü kadınlarda bilezik şelinde çıkarttık. Saatli jartiyerler de bizim icadımız” (Tanpınar 371).

Saatleri ayarlama hedefiyle yola çıkan bir kurum olan enstitü hedefinden sapmış ve toplumun ihtiyacından uzak olgular gerçekleştirmiştir. Binaenaleyh bu kurumun işlevi sorgulanmaya başlanmıştır. Çünkü “0135” kodlu telefon numarasını çevirerek saati sormak mümkündü ve buna göre saat ayarlaması yapılabilmekteydi (Tanpınar 390). Başka bir deyişle “böyle bir kolaylık varken bu müesseseye ne lüzum var?” sorusu da sorulmaya başlanmıştı (390). Bu sorulara tatmin edici cevaplar verilememektediydi ve bu durum enstitünün lağvedilmesine yol açmıştı. Bununla birlikte de Gündüz’ün ifadeleriyle “bürokrasiyi rasyonelleştirme amacıyla kurulan bu örgüt, zamanla yozlaşarak eleştirilerin hedefi olur ve kapatılır” (26). Kurulmasının başından beri Halit Ayarcı’nın deyimiyle “fonksiyonunu kendi yaratacak” olan kurum sonunda bir heyet tarafından gereksizliği tescillenmiş ve fesh edilmişti (Tanpınar 391).

Toplumlar ihtiyaçları çerçevesinde kurumlar üretirler ve bu kurumlar toplumun talebini karşılamak için kişilerle birlikte gerekli faaliyetlerin altına imza atmaktadırlar. Bu yolda kurulan bir kurum olan Saatleri Ayarlama Enstitüsündeki Yıldırım’ın deyimiyle amaç “türkiye’deki bütün saatleri aynı zamana ayarlayıp, saate bakma, vakti ölçme alışkanlığının tüm topluma yayılmasını sağlamaktı” (35). Bu yönde ilerleme amacıyla enstitüyü kuran Halit Ayarcı ve Hayri İrdal gerek enstitünün kurulması aşamasında gerekse kapatılmasına kadarki süreçte yanlış adımlar atmışlar ve akılcı olmayan tercihlerde bulunmuşlardı. Bununla birlikte başlangıçtaki gerekleri sorgulanmaya başlanmış ve toplumun ihtiyaçlarına cevap verememeye başlamışlardır. Sonuç olarak Hayri İrdal’ın deyimiyle “bürokrasi asrı” olan asır onların yanlış hamleleri yüzünden hüsran çağı olmuştur. Ayrıca kendini “netice adamı” olarak da tanımlayan Halit Ayarcı toplumun önemli bir talebin yanlış bir şekilde topluma arz ederek istediği neticeye ulaşamamıştır. Bütün bu sebepler birleşerek yozlaşmış bir kurumun dünya sahnesinden çelikmesine neden olmuştur.

Kaynakça:

  • Tanpınar, Ahmet Hamdi. Saatleri Ayarlama Enstitüsü. İstanbul: Dergah Yayınları, 2013.
  • Aytaç, Ömer. “Modern Bürokratik Kurumlar ve Baskı Düzenleri”. Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi 15 (2005): 249-278.
  • Gündüz, Olgun. Türkiye’nin Batılılaşma Serüveninde Özgün Bir Portre: Ahmet Hamdi Tanpınar. Ü. Fen-Edebiyat Fakültesi
  • Sosyal Bilimler Dergisi 3 (2002): 13-28.
  • Yıldırım, Engin. “Zaman Disiplini ve Çalışma Zihniyeti: Ahmet Hamdi Tanpınar’ınSaatleri Ayarlama Enstitüsü Romanı Bağlamında Bir Değerlendirme” Çalışma ve Toplum 4 (2011): 25-42.
  • Erdemir, Erkan ve Deniz Taşçı. “Kurumlar Nasıl Ortaya Çıkar? Yenġi Kurumsal Kuram Perspektifinden Bir Sosyal İnşâ Süreci Olarak “Saatleri Ayarlama Enstitüsü” 1. Örgüt Kuramı Çalıştayı (2010).
  • Heper, Metin. Modernleşme ve Bürokrasi. Ankara: Türk Sosyal Bilimler Derneği Yayınları, 1973.
  • Günday, Rıfat. “Saatleri Ayarlama Enstitüsü’nde Toplumsal-Kurumsal Eleştiri ve ironi”. İlmi Araştırmalar 24 (2007): 79-102.

 

Paylaş

Yazar Hakkında

Cevap Yaz